Bulgaristan’ın alternatif maliyetleri

Dr. Bayram Çolakoğlu

Ekonomi biliminde çok kullanılan, ama hayatın her alanında geçerli olan bir kavram vardır; “alternatif maliyet”. Pazardan alışveriş eden bir kişinin elinde 3 TL’si varsa ve bununla 1 kg muz alırsa parası bitmiş olur. Ancak bu kişi aynı 3 TL ile 2 kg portakal, 3 kg elma veya 1 kg nar alabilirdi. İşte burada muzun yerine alınabilecek tüm diğer meyveler “muzun alternatif maliyetidir” ya da portakalın alternatif maliyeti de muz veya elmadır. Kişi muz tercih etmekle, aynı para ile alabileceği diğer meyvelerden vazgeçmiştir.

Yukarıda da bahsedildiği gibi alternatif maliyet sadece ekonomik ilişkilerde ortaya çıkmaz. Bir baba hafta sonu arkadaşlarıyla zaman geçirirse, onun alternatif maliyeti ailesi ile geçireceği zaman olabilir. Diğer bir ifade ile ailesini arkadaşlarına feda etmiştir. Arkadaşlarıyla birlikte olabilmek için yüksek bir maliyete katlanmış olabilir. Hatta bu tercihin maliyeti o an ile sınırlı kalmayıp ileriki zamanlarda da çıkabilir, ortaya… Dolayısıyla gerek kişisel olarak gerekse kurumsal olarak yaptığımız her bir tercihimizin bir de alternatifi vardır ve o yapılan tercih karşısında bir maliyettir. Ve bizim bu alternatiflerden en iyisini seçmemiz akıl ve mantığın da bir gereğidir.

Bulgaristan’da Jivkov Rejimi 1989 yılında 350 bin Türkü kapı dışarı etti ve bu icraatının alternatif maliyetini hesaba katmadı. O sadece Türk nüfusu azaltmak peşindeydi, zira Türkler Bulgarlardan daha hızlı artıyordu, hatta bugün görüyoruz ki Bulgar nüfusu azalıyor. Bu işin alternatif maliyetini düşünmemek komünist rejimin gereğiydi belki… Ancak rejimin gereği “alternatif maliyet” kuralının işlemeyeceği anlamına gelmiyordu. Türkler sınır dışı edilince çöken ekonomi ve o gün bugün kendine gelemeyen Bulgaristan ekonomisi Jivkov Rejiminin bu uygulamasının alternatif maliyetidir. Ne oldu, ekonomik aklın ihmali pahalıya mal oldu. Pekiyi ders alınması gerekirken, alındı mı? Hiç sanmıyorum. Zira alternatif maliyeti düşünülmeyen işlere devam ediliyor. Sadece rejimin tabelası değişmiş.

66 yıl süren komünist rejim büyük bir tahribat yapmıştı ülkede ve bu tahribat asla Türklerle sınırlı kalmadı. Bulgaristan Kilisesi’nin tabiriyle “66 yıllık ateizm” toplumda korkunç bir ahlaki erozyona yol açmıştı. Demokrasiye geçilince bunun çaresi düşünüleceğine kapitalist yozlaşma ile yola devam edildi. Fark, gizli olan aşikar oldu, o kadar. Ve birkaç ay önce Bulgar Kilisesi’nin Sofya’da düzenlediği ve on bin kişinin katıldığı mitingde hükümetten “zorunlu din dersi” talep edildi. Bu hareket Bulgaristan Müftülüğü tarafından da desteklendi. Neden böyle bir girişime atıldı Kilise? Ülkede doğan çocukların %51,5’i evlilik dışı doğuyordu. Evlilik müessesesi çökmüş, aile bağları perişan olmuş; yaşlı insanlar Türk dizilerindeki gençlerin büyüklerin sözünü dinlemesine, gösterdikleri saygıya hayranlık ve özlemle bakıyor, imreiyor; eski Bulgar ailesini görüyorlar orada. Fuhuş ve alkolizm almış başını gidiyor. Bu kötü alanlarda ülke Avrupa liderliğini bırakmıyor. Pekiyi bu neyin alternatif maliyetiydi? Bu, Bulgar Kilisesi’nin ifadesiyle “66 yıllık ateizmin” alternatif maliyetiydi.

Geçtiğimiz günlerde Bulgaristan Demografik Politikalar Merkezi bir açıklama yaptı kamuoyuna… Ülkedeki nüfus hareketleri böyle giderse, Bulgar nüfusu 2050 yılında 800 bine; 2075 yılında da 300 bine düşecek, daha sonrasını varın siz hesaplayın… Yukarıda bahsettik aile olmadan çocuk olur mu, evlilik müessesesi olmadan nüfus artar mı? Bu da 66 yılda oluşan toplumsal erozyonun yanı sıra demokrasiye geçildiğinden bu yana yirmi yıldır tedbir alınmamasının bir sonucu değil mi?

Viskiden vazgeçemeyen, camiye yolu düşmeyen bir adamı Bulgaristan Müslümanlarının başına getirmeye çalışmak, O’nun da kendi gibi adamları bölge müftülüklerine atamaya kalkışması… Bunun alternatif maliyeti de Müslüman vatandaşların devlete küsmesi, devletin adil oluşuna şüphe ile bakması değil mi?

Ülkenin potansiyelini, ekonomik akıl çerçevesinde, ülkenin bulunduğu zor duruma çare aramaya, işsizliğe derman bulmaya, ülkenin geleceğini aydınlatacak çalışmalara yönlendirmek gerekmez mi? Bunun yerine ayrımcı politikalar uygulamak, etnik gerginliklere yol açmak, genç nüfusun ülkeyi terk etmesine bigâne kalmak, boşalan yerleşim yerleri, haritadan silinen köyler, yaşlanan nüfus, gelecek hakkındaki olumlu beklentilerin kaybolması… Bunlar neyin alternatif maliyeti?

b.colakoglu@balturk.org.tr

1 thought on “Bulgaristan’ın alternatif maliyetleri

Bir Cevap Yazın