Göç hikayesi, 130 yıllık akrabaları buluşturdu

Balkanlardan Haberler

135 yıl sonra meydana gelen ayrılık hadisesi ve bir hikayeden ortaya çıkan üç adam, dedelerinin varıp görüştüğü akrabayı keşfetti.
Eskiden periyodik olarak vuku bulan göç olayları, ardından birçok kez kırık hayaller ve ayrılıklar bırakmıştır. Her ne kadar daha iyi bir yaşam uğruna yapılsa da bazen kaçınılmaz ayrılıklara ve buruk kalpler bırakmıştır ardından. Göçler farklı hikayeler ve türküler doğurdu ardından. 130 yıl önce dedeleri göç ederken, izini kaybettiği kardeş torunlarını aramaya koyulan Silistra’ya bağlı Zaritsa köyünden Süleyman Recep, Vait Hüseyin ve Lütfi Mehmed soy ağacı silsilisenin bir üyesini buldu. Eskiden vuku bulan bir olaydan ortaya çıkan üç kişi, Şumen’e bağlı Razvigorovo(Kufallar) köyünde oturan 86 yaşındaki akrabaları Nedim amcayla görüştü. Yaşına göre oldukça zinde olan Nedim amca evde yalnız yaşıyor.


1Misafirlerini karşılayan ve ikram edereken heyecandan gözleri dolan emekli adam, karşıladığı akrabalarının da dedelerinden duyduğu hikayeyi anlatır anlatmaz herkesi bir heyecan sarar, çünkü onlar da bu hikayeyi bilmektedir:Yıl 1876-1877. Bekir ve Hüseyinkardeşler, amcaları Yusuf  ve yanlarında kardeş oğlu Nuri ile Rus-Türk savaşı sırasındaki sıkıntılardan kaçmak için göç etme kararı verirler. Birlikte kaldıkları Ruse’ye bağlı Obretenik köyünden, Deliorman tarafına tamamen Türk olan bir köye gitmektir niyetleri.
Bunun için Yusuf amca yaklaşık 20 kişilik ailesiyle birlikte öküz arabasına binerek diğer kardeşlerinden iki gün önce yola çıkar. Şumnu’ya vardığında merkez camide namaz kıldıran Yusuf amcadan halk memnun kalır ve burada kalmalarını rica eder. Bunun üzerine o, zulümden kaçtıklarını ve ikamet edecek Türk köyü aradıklarını belirtir ve yoluna devam eder. Vırbak köyüne yaklaştığında öküz arabası kırılır. Dingilin olduğu yere bir meşe ağacından kestikleri parçayı koyma gayretinde iken, bazıları köpek havlamaları duyar ve yakında bir köy olabileceğini tahmin eder. Daha sonra bir ışık görülür. Bu Söğütlü’dür (Vırbak). Köyün cami odasındaki cemaatin yatsıyı kılmış ve kendi aralarında sohbet ederken bulan Yusuf amca, derdini anlatır anlatmaz kendisi ve ailesine konaklanacak yer bulunur. Köylüler de kılıçlarının hala tavanda asılı durduğunu ve kendilerini himaye altına alacaklarına söz verince, Yusuf amca öğulları Rahim, Zekeriyya, Harun ve aileleriyle birlikte bu köye yerleşir. Köyün Şaban mahallesinden onlara 10 dönüm yer ayıran cemaat göçmen aileye sahip çıkar. Soyadları da Göç olarak kalır. İşte Nedim amca burada dünyaya gözlerini açar.
Yusuf’un kardeşleri ise Silistra yolunu tutarak Zaritsa(Kamerler) köyüne yerleşir. Daha sonra bu bölge Güney Dobruca olarak Romanya’ya verilir. Aradan sınır geçince kardeş oğulları  birbirine gidemez olur. Ancak Dobruca’nın Bulgarstan’a (1941) tekrar iadesiyle mümkün olan ziyaretler kısıtlı kalır. Bekir amcanın soyadı da Göç olarak değiştirilir.
Hüseyin amcanın torunlarından Süleyman Recep akrabasına nasıl ulaştığını şöyle anlatıyor: ‘Dedem hep Söğütlü’ye gittiğini hatırlıyorum. Ama bize sadece bu bilgi ulaştı. Oraya kime, niçin gittiğini bilmiyorduk, fakat şimdi kafamdaki düğümleri çözdüğüm için mutluyum. Nedim amcanın beraber kaplıcada kaldıkları ve bizim komşu köyde oturan Mehmet adında biri vardı. O, bir gün benimle görüşerek Nedim amcayı anlattı ve şu anda oturduğu köyü de söyledi. Daha sonra ben de diğer ilgisi olan akrabaları toplayarak kendisini ziyaret ettik. Onun anlattığı hikayeyi biz birçok zaman dedelerimizden duyduk, tek fark, bize Söğütlü yakınlarında öküzün hastalandığı ve ondan dolayı bu köye yerleştikleri anlatılmıştı.’ sözlerini kullanıyor.Lütfi Mehmed’de kendilerine Nedim amcanın babası olan Kazim amcanın geldiğini de hala hatırlıyor. Akrabalar sohbet esnasında Nedim amcanın da kendi dedelerine aslında ne kadar benzediğini söylemeden edemiyor.


‘Sevinçten uyuyamayacağım’
Nedim amca, bundan 40-50 yıl önce babalarının yaşadığı Vırbak’dan Razvigorovo(Kufallar) köyüne göç eder. Burada belirli zaman kayınpederinin yanında kaldıktan sonra kendine ev yapar. 45 yaşında Mekanik Teknik Lisesini bitiren Nedim amca, şimdi en büyük sıkıntısı yalnızlık olduğunu söylüyor. Kendisi kardeş ve akrabalarının çoğu Türkiye ve yurtdışında olduğunu belirten emekli adam, ‘1989 öncesi rejim döneminde Ruştiye mezunu olduğum takdirde eksik kadro yüzünden öğretmen oldum. Tabi bunun için parti üyesi yaptılar beni. Daha sonra evde okuttuğum mevlitten dolayı partiden ihraç ettiler.’ diye bahsediyor.Süleyman Recep, Lütfi Mehmed ve Vait Hüseyin’in akraba arama gayretini takdir eden Nedim amca göz yaşları arasında kendilerine dua ederken ‘Sizlerin yaptığını ancak Peygamberler yapar’ ifadesini kullanıyor.‘Bu akşam üzüntüden uyuyamayacaktım, ama şimdi sevinçten uyuyamayacağım’ diye bahsediyor.Nedim amca ilerlemiş yaşına rağmen ufak problemler dışında kendini sağlıklı hissediyor. Devamlı ısırgan çayı içip jimnastik yapmayı ihmal etmediğini aktaran emekli adamın gözleri hep kapıda olup, hep misafir bekliyor.

Beynur Süleyman, Şumnu

Bir Cevap Yazın