Türkan bebeği Şehit edilişinin 36. yılında rahmetle anıyoruz..

Bal-Türk'ten Haberler Haberler
İçeriği Paylaş

“26 Aralık 1984’te adların değiştirilmesine karşı protesto eylemi sırasında Bulgar askerleri tarafından kurşuna dizilen Balkan’larda Türklüğün ve çekilen zülmün simgesi haline gelen Türkan bebeği Şehit edilişinin 36. yılında rahmetle anıyoruz..”

 

Ruşen Özcan

Yönetim Kurulu Adına

Genel Başkan

 

Bulgaristan Türkü’nün 26 Aralık damgalı acı öyküsü

Muhittin Sever: Çorlu, Bulgaristan göçmeni: “ Tankla tüfekle bunu yaptılar amma BİZ utanç duvarını yıktık Avrupa’da sınırları yıktık ve kendi halkına özgürlüğü getirdik”. Photo: Sevda Dükkanci

Bulgaristan Türklerinin isim değiştirme kampanyasına isyanında 26 Aralık önemli bir tarihtir. Aralık 1984’te Türklerin yaşadığı köylerde zorunlu isim değiştirme olayları başladı ve bunlar da ülkenin yeni tarihinde kara bir damga olarak, bir hüzün sayfası olarak kaldı. Ülkede yaşayan Türk azınlığa yönelik baskı politikaları 1980’li yıllarda doruk noktasına çıktı. Türklerin yaşadıkları bölgelerin iletişimleri kesildi. Asker, polis gücüyle isim değiştirme çabaları soykırım noktasına geldi.

1984-85 kışının çok ağır geçmesi ve tüm yerleşim birimlerinin dışarı ile bağlantılarının kesilmesini sağlamış; Türk bölgeleri, yabancılara kapatılmış ve mühürlenmişti. Daha sonra asker ve milisler, Türk bölgelerine girerek zorla ad değiştirmeyi başlatmışlar, kabul etmeyenler veya karşı gelenler ise, katliamlara maruz bırakılmıştır. Bu kanlı ad değiştirme operasyonu, önce Güney Bulgaristan’da başlatılmış, Kasım-Aralık 1984 döneminde bu bölgede yasayan yarım milyon civarında Türk’ün adları değiştirilmiştir.
Her 26 Aralık günü Bulgaristan Türkü binlerce kişi Kırcaali’nin Kirkovo ilçesine bağlı Mogilyane köyü yakınlarındaki’Türkan Çeşme Anıtı’na toplanıp, komünist sistemin askerleri tarafından 1984 yılında öldürülen 17 aylık Türkan Feyzullah’ın anma törenine katılıyor.
1984’te adların değiştirilmesine karşı protesto eylemi sırasında Bulgar askerleri tarafından kurşuna dizilen Türkan bebeğin anısına yaptırılan anıt, ülkedeki Türklerin tarihte kalan zulüm dönemini anma sembolü haline geldi.

© Fotoğraf: Sevda Dükkanci

İşte şehit öykülerinden kısa kesitler:
26 Aralık 1984 yılında annesinin kucağında canice öldürülen Türkan bebeğin mezar taşındaki yazı:
Türkan derlerdi benim adıma
Tam girmiştim bir buçuk yaşına
El koymuştu zalim adıma
Atlamıştım annemin sırtına
Çekilmiştik Kirli’nin yoluna
Olmaz böyle diye zoruna
Hiç bakmadan sağına soluna
Sıkıverdiler kurşunu alnıma

AYŞE MOLLA HASAN: 
“…Caniler, gözlerini bile kırpmadan silahlarını halka yöneterek ateş açtılar. Ayşe en öndeydi, ‘Biz Türk’üz!’ diye bağırdı. Birden yuvarlandı sesi kesildi…”

Ayşe Molla Hasan’ın mezar taşındaki yazı:

Ayşe abla derlerdi bana
El koydular benim adıma
Çekilmiştik Tanrı adına
Nedendir diye sorgusuna
Tam varmıştık karşı yoluna
Tutulduk kurşun yağmuruna
İsabet almıştım alnıma
Dönüverdim Mevlâ yoluna

© Fotoğraf: Sevda Dükkanci

17 aylık Türkan Feyzullah’ın anma törenine katılıyor. 1984’te adların değiştirilmesine karşı protesto eylemi sırasında Bulgar askerleri tarafından kurşuna dizilen Türkan bebeğin anısına yaptırılan anıt, ülkedeki Türklerin tarihte kalan zulüm dönemini anma sembolü haline geldi. 

MUSA YAKUP: 
“…Caniler, bir yandan düşen yiğidi yandaki araca koymaya çalışıyorlardı, ‘Biz Türk’üz, Türk öleceğiz!’ diye bağıranları merhametsizce dövüyorlardı. Musa, kanlar içinde Dardere Hastanesine kaldırıldı, üç yerinden vurulmuştu. İkinci gün can verdi. Binlerce insanın önünde kurşuna dizilmesine rağmen, doktorlar ölüm raporuna” Bronşitten ölmüştür” diye yazdılar.”

ALİOSMAN HÜSEYİN:
“… Yeni adına bir türlü alışamıyordu ‘Alöşa’ diye çağıranlara küsüyor, bir daha yüzlerine bakmıyordu. Evet, zor, çok zor yaşadı Aliosman bu ad değişimini. Çalıştığı köyden sapasağlam aldılar, Mastanlı milis dairesinde ‘sorguya çektikten’ sonra Rodoplar’da ölüsünü verdiler…”
Asimilasyon ve Soykırımın Başlangıcına
Tanık Olan Durhan Hatipoğlu Anlatıyor:
“Tanrı bile Bulgar soyundandır!”
”Avluya polis arabaları giriyor ve bu arabalardan bölük bölük ölü ve yaralı Türkler indiriliyordu.
25 Aralık 1984 sabahı Kırcaali’nin merkezindeki bir yolcu vapurunu andıran Parti Evi’nin önündeki meydana takviye milis güçlerinin konuşlandırılması yapıldı. Onlarca otobüs ve taşıt araçlarıyle meydana indirilen milis ve kızıl bareli askerler şehrin cadde ve sokaklarında hemen mevzilendirildiler. Bulgaristan’da Türk nüfusunun hızla artmasından duyulan endişe dile getiriliyor; Bulgaristan için tehlike çanları çalınması gerektiğini söylüyorlardı”.

Tarih 26 Aralık 2012 ! 
Günümüzde de bu acı sayfalar kapanmadı, insanımız bu kara günlerden aydın geleceğe dair ibret dersleri alıyor ve bu olayları anıyor. Bu tarihle ilgili facebook sayfalarına baktığımızda insanların hassasiyetini görüyoruz. İşte sanal alemde yazılan görüşlerden bazılar:

Ayla Zakir-Varna: 
‎”28 sene önce-Aralık 1984 ve Ocak 1985 yılalrında, işte böyle bir kış gününde Bulgaristan’da Türklerin isimleri Bulgar adlarıyla değiştirildi. Bu fotoğraf beni o unutulmayan günlere taşıdı. Kar, kış, soğuk, fırtına ve bizlerin içleri kan ağlıyordu”.
Muhittin Sever:Çorlu, Bulgaristan göçmeni: “ Tankla tüfekle bunu yaptılar amma BİZ utanç duvarını yıktık Avrupa’da sınırları yıktık ve kendi halkına özgürlüğü getirdik. Deliormanlılar başardı! diyor.

© Fotoğraf: Sevda Dükkanci

Enbiye Başaran, Kocaeli-Bulgaristan göçmeni: “Ne günlerdi ! Hele sınırdan gecemediğimiz o 3 gün 3 gece sanki cehennemden cıkmış gibiydik” diye yazıyor facebook sayfada”.

Aynur Ferad: Çocuktuk, ama o zor ve kroku dolu günleri hala hafızamızdan silemiyoruz”.
Ilhan Kısa : “ Todor Jivlov’un son numarasıydı. O da tarihin çöplüğünde yerini aldı”.
Enbiye Başaran, Kocaeli-Bulgaristan göçmeni: “Ne günlerdi ! Hele sınırdan gecemediğimiz o 3 gün 3 gece sanki cehennemden cıkmış gibiydik” diye yazıyor facebook sayfada.
Nesrin Selçuk Postacı: “Ne zorluklarla, ne işkencelerle geldi insanlar. Bize göçmen değil de, Bulgar diyenler okusun. Acılarımızdan belli olur kimin müslüman, kimin Bulgar olduğu”.
Dolunay Öztürk: “Biz göc etmis Bulgaristan Türküyüz ve müslümanız . Dünyanın her yerinde göc etmiş milletler var. Biz göcmeniz demeyin. Biz göc etmis Bulgaristan Türküyüz deyin. Bunu üstüne basa basa söyleyin bakalım o zamanda Bulgar diyebilecekler mi bizim türklüğümüze sahip cikmamız lazım…

Serife Bas: “Bulgaristan’da yaşayan türkler göç edenler ve kalanlar bir ömür hasretle sevdiklerine kavuşabilme özlemiyle yaşamaya mahkum edildi. Bir göç bütün aileleri parçaladı ama bizler her durumda ayakta kalabildik dimdik. Oysa Bulgar yediği tokattan yıllarca kurtulamadı”.

Yazı ve derleme : Sevda Dükkanci

Kaynak: Bulgaristan Radyosu


İçeriği Paylaş