Türk yardım dernekleri Libyalılara yardım eli uzattı

22 yaşındaki Libyalı Cuma, yarasını tedavi eden güler yüzlü hemşireye “Nerede Türkçe öğrenebilirim?” diye soruyor.

Cuma, Bingazi’deki kalabalık hastane üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla Türkiye’ye getirilen 12 Libyalı isyancı ve göstericiden biri.

İsyanın ilk günlerinde boynundan aldığı kurşun yarası, koluna giden sinirlerde hasara yol açmış. Yaralı neşeli bir edayla, “İyileşmemin bir yıl sürebileceğini söylüyorlar, bu yüzden dillerini bilmem gerekiyor.” diyor.

İstanbul’daki Avicenna Hastanesi’nde yatırıldıkları servis Türk bayrakları, Libyalı isyancıların üç rengi ve onları buraya getiren Türk yardım derneği İHH’nın pankartlarıyla süslenmiş durumda.

Mecdi adındaki diğer bir hasta, “İHH’nin yaptıklarından büyük gurur duyuyorum. Türkiye ile gerçek bir dayanışma hissediyorum.” diyor.

70 Libyalı yaralıyı daha İstanbul’a getirmeyi planlayan yardım derneği, bir Libya felaketi yardım kampanyası başlatmış durumda.

İHH’nin acil durum yardım koordinatörü Murat Bayraktar, “Ekiplerimiz Bingazi’de yardım dağıtan ilk uluslararası STK oldu.” şeklinde iddiada bulundu. Yardım derneği kente 22 Şubat’ta, yani ayaklanmanın başlamasından beş gün sonra ve Kızıl Haç’ın varmasından dört gün önce ulaştı.

Derneğin bu hızlı müdahalesi, Türk liderlerin NATO kapsamındaki sorumluluklarını üstlenirken, diğer yandan da Arap camiasının kalpleri ve zihinlerini kaybetmemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti.

Ankara’dan bu hafta yapılan bir açıklamada, Bingazi’deki havaalanının işletmesini insani yardım dağıtmak amacıyla üstlendiği ve kente tıbbi yardım gönderdiği bildirildi. Ankara hem Kaddafi’yle hem isyancılarla iletişim kanallarını açık tutarak potansiyel bir arabulucu konumunu korumaya çalışıyor.

İstanbul’daki Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler profesörü Gökhan Bacık, “Libya olayı Türkiye için özellikle zor bir durum, zira Batıyla oluşturulacak saldırgan bir koalisyon Arap kamuoyu tarafından eleştirilecektir. Öte yandan Türkiye sessiz kalırsa, işler iyiyken yatırım yapan, kriz çıkınca ortadan kaybolan bir ülke olarak tanınacak.” diyor.

Bu hassas denge çalışmaları kapsamında, yardım dernekleri Türkiye’nin büyüyen kültürel ve ekonomik yumuşak gücünün başka bir göstergesi oluyor. Bacık’a göre, bu dernekler genişleme ve Ortadoğu’daki zorlu ve farklı ortamlarda faaliyet göstermeyi öğrenme sürecindeler.

Bacık, “Bazı Batılı yardım örgütlerine kıyasla Türkiye en başta Müslüman bir ülke olması açısından avantajlara sahip.” dedi.

Ancak profesör, İHH’nin durumunun daha sorunlu olduğuna da işaret ediyor. Geçen yılın Mayıs ayında, Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan makus kaderli Özgürlük Filosu’nun organizasyonundaki rolünden ötürü, nispeten sessiz konumundan uluslararası siyasetin merkezine düşmüştü.

İsrailli askerler örgütün Mavi Marmara gemisine çıkarak ateş açmışlar ve aralarında İHH aktivistlerinin de yer aldığı dokuz kişiyi öldürmüşlerdi.

Baskındanın yol açtığı siyasi yan etkiler kapsamında, hayır derneği saldırıyı kışkırtma suçlamalarına hedef olmuştu. Dernek bunu kesinlikle reddetmesine karşın, Bacık örgütün jeopolitikayla olan kanlı ilişkisinin diğer Türk hayır derneklerine ihtiyati bir örnek oluşturduğuna inanıyor.

“İHH, ideolojiyle birleşmiş hayır işlerinin bir simgesi haline geldi ve diğer pek çok Türk hayır derneği bu yolu izlemek istemiyor.”
Profesör, Ortadoğu’nun otoriter ortamlarında, berabelerinde ideolojik bagajla gelen örgütlerin kimi zaman hoş karşılanmadığını da ekledi.

Hayır derneği şimdi ideolojik bir gündemi olmadığına işaret etmeye özen göstererek, çalışmalarını Japonya ve Haiti de dahil olmak üzere gayrımüslim ülkelerdeki afet bölgelerine kaydırıyor.

Fakat tüm bunların, Bingazili yaralı isyancıların Türkiye’nin en gurur duyduğu özelliklerden biri olan konukseverliğini birinci elden tattıkları Avicenna Hastanesi’nde pek önemi bulunmuyor.

“Sokaktaki sıradan insanlar bile bizi görmeye geliyorlar.” diyen Mecdi şöyle devam ediyor: “Yardım teklifinde bulunup, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını soruyorlar – müthiş bir şey.”

SETimes.com

Bir Cevap Yazın