Erime, HÖH ve bugünden sonra…

Dr. Bayram Çolakoğlu
İçeriği Paylaş

 

Dr. Bayram ÇOLAKOĞLU- Bulgaristan’da 23 yıl önce kurulan Hak ve Özgürlükler Hareketinin 23 yıllık genel başkanı liderliğe veda etti. Bu bol hadiseli bir veda oldu. Kişiler, olaylar…  yeterince tartışıldı, tartışılıyor, yorum yapılıyor.

Bugüne kadar süren erime…

Bulgaristan bağımsızlığını elde ettiğinde ikili ve uluslararası antlaşmalarla azınlık hakları garanti altına alınmıştı. Bugün demokratik bir ülkede azınlıkların hangi haklara sahip olması gerekiyorsa onlara sahipti, Müslüman Türk toplumu.

Tarih hızla akıp giderken azınlık hakları da aşındı, aşındırıldı; tarihin dişlileri arasında. “Özel statülü Türk okullarından”, “Türkçe haftada dört saat zorunlu ders olsun mu?” tartışmalarına geldik bugün. 1950’lerin başına kadar Türkçe, Türklerin diplomalarında, evlilik belgelerinde ikinci dil olarak kullanılırken, bugün devlet televizyonunda 10 dakikalık Türkçe haberleri tartışıyoruz.

Bu, “zaman akıp gittikçe Türkler haklarından bir kısmını daha kaybetmiş” anlamına geliyor. Dini eğitim de ve ha keza… 1984 yılının 24 Aralığına geldiğimizde, “elinizde kalan isimlerinizi de vereceksiniz!” dediler. Evladı Fatihan buna razı olamazdı ve olmadı. O’nun mücadelesi Bulgaristan’daki rejim değişikliğini de tetikledi.

Ve yeni dönem, demokrasi…

Bulgaristan’da sosyalizm demokrasiye dönüşünce Türklerin Hak ve Özgürlükler Hareketi de ortaya çıktı ve siyasi yelpazedeki yerini aldı. HÖH 23 yıldır hem Bulgaristan’dan hem de Türkiye’deki göçmenlerden büyük destek aldı. Aktörlerinin her biri siyasetin duayeni oldu. Ama toplumun dermanı olabildi mi?

HÖH kurulduğu gün doğan çocuklar bugün 23 yaşında, bu çocukların anne ve babaları da çocuklar da aynı siyasi kadroları destekledi. Bir babanın, “oğlum bizim zamanımızda şöyle bir siyasi lider vardı” deme şansı bile olmadı.

Her seçim döneminde aynı senaryo…

Her seçim dönemi milliyetçilik duyguları kabartıldı. Ardından Türkler HÖH’e, Bulgarlar da milliyetçi partilere yöneldi. Hizmetler, icraat… hepsi devre dışı kaldı, tartışılmadı bile… Her yerde isimlerimizi nasıl geri aldığımız anlatıldı. Evet, zorla değiştirilen isimlerimizi, dilekçe ve bazen de mahkeme kararıyla geri aldık, başarı buydu. Geri alınamayan isimler birilerinin kazanç hanesine yazıldı.

HÖH ilk zamanlar kurulan hükümetlere dışarıdan destek vererek siyasi arenada kilit rolünü oynamaya başladı. 2009 yılına kadar da sekiz yıl bilfiil hükümet ortağı oldu, bakanlık ve bakan yardımcılıklarına sahip oldu.

Muhalefet yılları

Aradan geçen yıllara rağmen 2011 yılında Mestanlı’da yine isimlerimizi nasıl geri aldığımızın hikayesini dinledim. 2012 yılında ise aynı şeyi dinlemeyi tercih etmedim. 2009 yılında HÖH muhalefete düştüğünde iktidar yolları bitmişti. Aslında vatandaş açısından çok da değişen bir şey yoktu.

Geçen yıl Bulgaristan Meclisi “asimilasyonu” kınayan ve kabul edilmez addeden bir karara imza attı. HÖH iktidarda değildi… 2009’dan sonra müftülük krizi yaşandı, HÖH iktidarda iken müftülük seçimlerini sağlam temellere oturtacak hukuki düzenlemeler yapma fırsatı bulamamıştı. Filibe’nin “Cuma Meydanı”, “Roma Stadyumu” oldu. HÖH meclis üyeleri karara muhalefet etmek için “çekimser oy” kullandılar, “red” diyemediler, demek ki bilmiyorlardı…

2011 yılının sonlarına doğru bir milletvekiline “2012 yılı sonunda vakıf mallarının iadesi konusunda dava açma süresi bitiyor. Sosyalist dönemde devletin sahiplendiği vakıf malları ve şahıs mallarının iadesi konusunda bir çalışmanız var mı?” diye sordum.

Cevap: HAYIR BİR ÇALIŞMAMIZ YOK! Bu cevaptan sonra “sükut etmek en güzelidir” dedim, zira 22 yıllık bir partinin bu konuda bir çalışması, gayreti olmamışsa bize sükut etmek düşer. Gerisi lüzumsuz laf olur.

Bunlar ve benzerleri saymakla bitmez…

Son haftalardaki çıkış…

Netice itibariyle geçtiğimiz günlerde önce göçmenlerin Bulgaristan Vatandaşlığını almasını kolaylaştıran bir kanun teklifi sundu HÖH, meclise. 28 Evet’te kaldı teklif, aklıma HÖH’ün 35 milletvekili olduğu geldi. Bir hafta sonra da azınlıkların haftada dört saat zorunlu anadil eğitimi almalarına dair teklif geldi. Sonuç, malumun ilanı; yine ret… Hanımlar, Beyler! Meclis aritmetiğinde azınlık iseniz, önce diğer partilerden destek ararsınız, destek bulursanız teklifinizi imzaya açar ve meclise sunarsınız. Destek bulamazsanız bu teklifin meclise sunulmasının hiçbir anlamı kalmaz. Aksine illaki meclise sunulursa, biz Türkiye’de “tribünlere oynamak” deriz, buna.

Sekiz yıl iktidar ortağı iken bu teklifler hükümetin kanun tasarısı olarak niçin meclise gelmedi, diye sorarlar adama.

23 Yıllık lider yerini terk etti…

Sayın Ahmet Doğan tamamlayamadığı konuşma metninde, ahlaktan bahsedip! Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile Başbakanımız R. Tayyip Erdoğan’ın iyi ilişkiler içerisinde olmasını kınamış! Ne olacaktı? Ne olmalıydı? Kavga edip hasmane bir tutum içinde mi olmalıydı Tayyip Bey…

Neticede liberal partinin lider değişimi gayet sosyalistçe oldu. Yeni genel başkan Lütvi Mestan… Kendisine başarılar diliyoruz.

Bilenlerin bildiği zaman ve mekandaki sözlerimizi tekrarlıyoruz:

Halktan kopmamak lazım,

Halka bir karanfil kadar yakın olmak lazım,

Vizyoner olmak, tüm ülkeyi temsil etmek lazım,

Parti halkın gündemine ayine olduğu nisbette halkı temsil eder.

“Samimiyet, gayret ve yılmadan çalışmak” hepimizin gayesi olmalı. Küçük hesaplarımız değil, yüce ideallerimiz olmalı.

Gücümüz Hz İbrahim’e su taşıyan karınca kadar bile olsa… En azından safımız belli olmalı, diyoruz.

b.colakoglu@balturk.org.tr


İçeriği Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.