Yahya Kemal’in Üsküp’ünde TÜBA Başkanı İngilizce konuşunca

Alıntı Yazarlar

Kendi kendime soruyorum: TÜBA Başkanından Türkçe sıradan bir merhaba’yı da mı hak etmedik?!

Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı sayın Yücel Kanpolat’ın Üsküp’e gelişi hepimizi çok sevindirdi. 22 mart 2011 günü Türkiyeli bilim adamının konfransından bir saat önce Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi binasını çevrelemeye başladım.

Amfitiyatro başkanlık divanı yerinde genç bilim adamımız Dr. Numan Aruç’u görünce sevincim devam etti, derken konuşma başlayıp sonuna kadar tek Türkçe söz duymayınca hayal kırıklılığına uğradım.

Düşünün bir kez, 4-5 Makedon asıllı MANU üyesi dışında, salonda bulunanların hemen tümü Türk aydınlarından oluşmuşken, Türkiyeli bilim adamı Kanpolat, Yahya Kemal Beyatlı’nın şehrinde tek Türkçe söz söylemeden konfransını noktalamış oldu.

Eski Türkiye Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal’ın Üsküp “Kiril ve Metodiy” Üniversitesinin Hukuk Fakültesindeki konfransı aklıma geldi. Türkçe konuşmak istemeyince, dönemin fakülte dekanı Dr. Savo Klimovski konuğu adeta zorlayarak Türkçe konuşturdu.

Türk dilinin dünya dilleri ailesine katılmasını sayın Kanpolat hiç düşünmedi mi? Fransız, Alman bilim adamları gittikleri her ülkede bilgilerini kendi dillerinde ifade ediyorlar.

Kim ne derse desin, ancak yegâne Nobelcimiz Orhan Pamuk’un Stokholm’da Türkçe konuşmasından sonra gönlümdeki yeri ve değeri kat kat arttı.

Eskiden karalamış olduğum “Struga’da üç Türk” adlı yazım yukarıdaki fikirlerime de iyice açıklık getirmiş olur, diye olduğu gibi aktarıyorum:

STRUGA’DA ÜÇ TÜRK

Türkiye’den Yaşar Nabi Nayır, Azerbaycan’dan Resul Rıza, Makedonya’dan bendeniz, Uluslararası Struga Şiir Şöleni çerçevelerinde düzenlenen sempozyumda oturup kulaklıklar aracılığıyla seçtiğimiz dilde konuşmacıları dinliyoruz.

Sıra bize geliyor.

Yaşar Nabi Bey kürsüye çıkıp tebliğini fransızca okuyor. Kulaklıklar aracılığıyla Yaşar Beyi Resul kardeş Rusça, ben de Makedonca çevirilerinden takip ediyoruz.

Kürsüde Resul kardeş. Ben Rusçasını kulaksız dinler iken, Yaşar Bey fransızca çeviriden yararlanıyor.

Sıra bende. Tebliğimi Türkçe okumaya geçmezden önce gözlerimle Yaşar Bey ile Resul kardeşi arıyorum. İkisinde de kulaklık. Okumama geçer geçmez Yaşar Bey ile Resul Rıza kulaklıkları indiriyorlar.

Çevirmenlere önceden iletmiş olduğum tebliğim Makedoncasından diğer dünya dillerine aktarıldı.

Yerime dönünce sağımdaki sandalyede oturan Resul kardeş tedirgin görülüyor. Birdenbire el kaldırıp kürsüye çıkar ve vatansever içerikli bir şiirini coşkuyla güzelim Azeri Türkçesiyle okuyup yerine dönüyor. Yaşar Nabi Nayır Bey efendiliğiyle önüne bakıyor. Resul Rıza elimi sıkıyor.

Anlattıklarım aslâ hayal ürünü değil…

Bir Cevap Yazın