Türkiye-Bulgaristan İlişkilerinin Başbakan Davutoğlu’nun Ziyareti Bağlamında Söylem Analizi

Dr. Kader ÖZLEM[1]

1 5 Aralık 2015 tarihinde Başbakan Ahmet Davutoğlu Bulgaristan’a bir günlük çalışma ziyaretinde bulunurken, Bulgar mevkidaşı Boyko Borisov ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında iki ülke arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Başbakan Davutoğlu, Sofya temasları kapsamında Bulgaristan Cumhurbaşkanı Plevneliev’in yanı sıra soydaşların temsilcileriyle de bir araya gelmiştir. Heyetler arası görüşmelerin ardından iki Başbakan tarafından düzenlenen basın toplantısında Davutoğlu, Bulgaristan’ı “komşu, dost ve müttefik ülke” olarak tanımlarken; göreve başlamasının ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Azerbaycan ziyaretlerinden sonra gerçekleş- tirdiği ilk yurtdışı ziyaretlerinden biri olması nedeniyle Ankara’nın Sofya’yla olan ilişkilerini fazlasıyla önemsediğine atıf yapmıştır. 

Bu çalışmada yorumsamacı (hermeneutic) söylem analizi metoduyla 15.12.2015 tarihinde Başbakan Davutoğlu’nun Bulgaristan ziyareti ele alınmıştır. Liderler Zirvesi İtibariyle Türkiye-Bulgaristan İlişkileri Basın toplantısında Başbakan Davutoğlu hü- kümetinin görev süresi boyunca ulaştırma, enerji, tarım ve ticaret alanlarında iki ülke arasında işbirliğinin geliştirileceği mesajını vermiştir. Ele alınan konular bağlamında bu alanlara vurguda bulunulmasının temel nedeni söz konusu başlıklardaki mevcut durum “komşu, dost ve müttefik” iki ülkeden olması beklenen seviyenin gerisinde olması- dır. Öyle ki hâlihazırda ikili ticaret hacmi 5 milyar dolar civarında olup; Bulgaristan’da 2 milyar dolara yakın Türk yatırımı bulunmaktadır. Bu rakam 2014 yılı verileri itibariyle Bulgaristan’ın yaklaşık 60 milyar dolarlık dış ticaret hacminde kayda değer bulunsa da, Türkiye ekonomisi için oldukça sembolik düzeyde kalmaktadır. Ulaştırma alanında Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Bulgaristan ile her ne kadar üç sınır kapısı aktif bir şekilde faaliyet gösterse de Davutoğlu, bu alanda “idealinin İstanbul’dan Sofya’ya, oradan da Avrupa’ya gidecek hızlı bir tren hattı kurmak” olduğunu belirtmiştir. 

Bu fikir “ortak kader” sahibi iki ülkeyi birbirine daha fazla bağlamasının yanı sıra Balkanlar’daki 

şehirlerin bir kısmını doğal hinterlantlarıyla bütünleştirebilecek bir araç olarak da değerlendirilmektedir. Enerji alanında ise hâlihazırda akıbeti belirsiz olan Güney Akım ve Nabucco’nun yerine gelen TANAP ile bypass edilen Bulgaristan’a yeşil ışık yakan Davutoğlu, TANAP projesi kapsamında Bulgaristan ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını belirtmiştir. Bu durum enerji alanında sorunlar içinde bulunan Bulgaristan’ı Doğu Akdeniz’deki Yunanistan-GKRY-İsrail hattından uzaklaştırma ve Borisov’un geçen ay içerisinde Kuzey Akım-2’den beklentilerini açıklamasının1 ardından Sofya’yı rahatlatma stratejisi olarak ele alınabilir. Borisov’un bu konuda Türk mevkidaşına teşekkür etmesi Ankara’nın söylem düzeyinde başarılı olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde tarım alanında da ortak projelerin gerçekleştirilmesinin öncelikler arasında yer aldığına de- ğinilmiştir.

Ziyarette Bulgaristan, Türkiye’nin AB üyeliğine olan desteğini yinelerken; 

 “Borisov Zaştiti “Severen Potok-2”-Bil İzgoden za Bulgariya”, Darik News, 29 Noemvri 2015,Davutoğlu Balkanlar’a ilişkin Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’ın ortak alanlarda çalışmalar yapmasının bütün tarafların 1 http://dariknews.bg/view_article. php?article_id=1532401, (e.t. 15.12.2015). menfaatine olduğu söylemiştir. Ayrıca iki ülkenin Suriyeli mülteciler konusunda verimli bir işbirliği içinde bulunduğuna de- ğinen Davutoğlu, İçişleri Bakanlarının bu konuyu ele aldığını belirtmiştir. Esasen yaz aylarından itibaren Borisov’un mülteciler konusunda Türkiye’nin tutumunu öven çok sayıda açıklaması mevcuttur.2 Ancak bu konuda Sofya’yı asıl rahatlatan gelişme meselenin Brüksel’deki Türkiye-AB Zirvesi’nde çözüme bağlanmasıyla gerçekleşmiştir.

 “Borisov Blagodari na Erdogan za Pomoştta za Bejantsite”, Agentsiya Monitor, 14.10.2015. larını ne zaman ödeyeceği” konusundaki soru, toplantıda ön plana çıkan bir diğer husus olmuştur. İki ülkenin işbirliği alanlarında sağlık konusu ise ayrı bir başlık olarak belirmiştir. Sofya yönetimi Türkiye ile bu alanda yapılacak işbirliği sayesinde kaliteli ilaçları uygun fiyatlarla elde etme arayışındadır. Ayrı- ca Bulgaristan’ın sağlık alanında yaşadığı yapısal sorunlar sağlık turizmi açısından Türkiye’yi ön plana çıkarmaktadır. Tazminat Meselesi İkili ilişkilerin bu olumlu seyrine rağmen iki liderin basın toplantısının soru-cevap kısmında aşırı milliyetçi çizgide yayın yapan Skat Tv muhabirinin Davutoğlu’na yönelttiği “1925 Ankara Antlaşması çerçevesinde Türkiye’nin Trakya Bulgarlarına tazminat- 2

Zira Trakya Bulgarları konusu Bulgar milliyetçilerinin Türkiye kar- şıtı söylemlerinin ana vurgu noktalarından birini oluşturmaktadır. Ancak bu noktada bazı hususlara açıklık kazandırmak gerekmektedir. “Trakya Bulgarları” konusu, Türk bası- nına yansıdığı gibi “Batı Trakya’dan”3 değil, bilakis 1913 yılında günümüz Türkiye Trakya’sındaki illeri kapsayan Doğu Trakya’dan göç eden Bulgarları içermektedir. Diğer yandan tazminat meselesi, eskimiş olmasına karşın hâlihazırda yürürlükte bulunan 18 Ekim 1925 tarihli Türkiye-Bulgaristan Dostluk Antlaşması4 kapsamında karara bağlansa da Bulgar iç siyasetinin popülist söylemleri bağlamında sıklıkla dile getirilmektedir. Hatta Ocak 2010’da dönemin Dış Bulgarlardan Sorumlu Bakanı Bojidar 3

Bkz. “Başbakan Davutoğlu Bulgaristan’da”, Haber Türk, 15 Aralık 2015, http://www.haberturk.com/dunya/haber/1167393-basbakandavutoglu-bulgaristanda Söz konusu Antlaşmanın tam metni için bkz. İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları I. Cilt (1920-1945), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2000, ss. 263-267.  

Ayrıca bkz. Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk ve Türk-Bulgar İlişkileri (1913-1938), T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yayın No:16, Ankara,, (e.t.16.12.2015). 4

 “Bulgariya Opredelya Tsena za Çlenstvoto na Turtsiya za EC”, Darik News, 4 Yanuari 2010,Dimitrov’un Trakya Bulgarlarına 10 milyar dolar tazminat ödenmesinin Türkiye’nin AB üyeliğinin ön şartı olduğunu dile getirmesi bu bağlamda ele alınabilir.5 Diğer yandan, Bulgar karar alıcılar tarafından tazminat meselesi konusunun iki ülke arasındaki sosyal güvenlik anlaşması imzalanmasıyla eş zamanlı olarak ele alınması gerektiği ileri sürülmektedir.6 Ancak Jivkov sonrası dönemde hızlı bir şekilde gelişme gösteren Ankara-Sofya arasındaki ilişkileri gölgelememek ve ilişkilerde kriz yaratmamak adına Bulgar karar alıcılar Trakya Bulgarları meselesini doğrudan kendileri söylememekte, Bulgaristan’daki Türk ve Türkiye karşıtı gruplara söyletmektedir. İki Başbakanın ortak basın toplantısında oldukça fazla sayıda gazeteci yer almasına rağmen Borisov’un Bulgar tarafında ikinci soru hakkını Skat Tv’ye vermesi bu bağlamda daha anlamlı hale gelmektedir. Ayrıca Borisov’un güncel boyutta koalisyon ortağı olan Reformcu Blok ile sorun yaşadığı dikkate alınırsa alternatif plan olarak Bulgar milliyetçilerine göz kırptığı da düşünülebilir. 5 http://dariknews.bg/view_article. php?article_id=459094 , (e.t. 16.12.2015). 6

 Ayın Tarihi, 5 Ocak 2010. tekrarı niteliğindedir. Türkiye’nin göçmenler konusunda elinin hayli kuvvetli olmasına rağmen tazminat meselesi konusunun ikili ilişkilerde sorun alanı oluşturmasından özellikle kaçındığı, bilakis Bulgaristan’a “dostluk ve komşuluk perspektifi” içinde baktığı anlaşılmaktadır. “‘Komşuyla’Aramız Çok İyi”,Sabah, 22Şubat 2006. Davutoğlu tarafından soruya verilen yanıt ise medyada yer bulduğu üzere “ders” niteliğinde olmuştur. “Karşılıklı tazminatlar ve tarihi miras konusunda dosyaların açılması durumunda, çok kapsamlı gö- rüşmelere ihtiyaç duyulduğunu” belirten Davutoğlu Bulgaristan’dan da Türkiye’ye göç eden milyonlarca soydaş bulundu- ğuna vurgu yapmıştır. Farklı bir deyiş- le tarihte gerçekleşen göçlerin tek taraflı olarak yaşanmadığı dile getirilerek sadece Bulgaristan’dan yaklaşık 2 milyon soydaşın 93 Harbi’nden itibaren göç etmek zorunda kaldığına gönderme yapılmıştır. Öyle ki bu gönderme, Bulgaristan’a “bu işten zararlı çıkarsın” mesajının dolaylı olarak verilmesi anlamına gelmektedir. Söz konusu mesaj, 5 yıl önce Bojidar Dimitrov’a dönem Dışişleri Bakanı olan Davutoğlu tarafından verilen yanıttaki7 resmi söylemin 7

Soydaş Konusu Başbakan Davutoğ- lu bir günlük ziyareti kapsamında Bulgaristan Türkleri konusu da güçlü bir şekilde gündeme gelmiştir. Borisov ile basın toplantısında “Bulgaristan yaşayan soydaşlarımız, Türkiye ile Bulgaristan ile arasında bir köprüdür. Onlar Bulgaristan’ın eşit vatandaş- ları olarak her zaman, ki bu topraklarda, kendi topraklarında Bulgaristan’da huzur içinde yaşamaları bağlamında da elimizden gelen her türlü çabayı göstermemiz do- ğal” ifadesini kullanan Davutoğlu, genelde Balkan Türklerine özelde ise Bulgaristan Türklerine yönelik resmi söylemin bir kısmını dile getirmiştir. Söz konusu ifadelerin açılımına bakıldığında, Ankara’nın soydaş- ları ikili ilişkilerinin “köprüsü” olarak nitelemesi soydaş meselesini ikili ilişkilerin merkezine yerleştirdiğini göstermektedir. Farklı bir ifadeyle soydaşların durumunda olumsuzluk olmadığı sürece ikili ilişkileri gelişeceği, ancak olası bir olumsuzluğun ikili ilişkileri bozacağı anlamı taşımaktadır. Ayrıca Bulgaristan’ın soydaşların kendi toprakları olduğu ve eşit vatandaşlar olarak burada yaşamaları vurgusu ayrımcılığa maruz bırakılmamaları noktasında Sofya’ya mesaj taşımaktadır. Dolayısıyla Ankara, Türk azınlık asimile olmadan Bulgaristan’daki sisteme entegre olmasını istemekte ve huzurlarının korunması noktasında sadece Bulgaristan’ın değil, Türkiye’nin de çaba göstereceğini belirtmektedir. Diğer bir deyişle Davutoğlu soydaş konusunun salt Bulgaristan’ın iç meselesi olmadığına atıfta bulunmaktadır

Soydaş temsilcilerinin kabulü dışında Başbakan Davutoğlu ve beraberindeki Heyet, Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü’ne giderek basına yansıdığı kadarıyla soydaş kurumları arasında doğrudan ziyarette bulunduğu tek yer olmuştur. 

Bu açıdan Başmüftülük kurumunun Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman kurumları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu ziyaret, Başmüftülüğün Bulgaristan yargısı bağlamında yaşadığı kurumsal sorunlara ilişkin destek niteliği taşımıştır. Öyle ki bu destek, akşam saatlerinde Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliği konutunda soydaş kanaat önderleri ve sivil toplum temsilcileriyle gerçekleşen görüş- mede yinelenmiştir.8 Bulgaristan Türklerine yönelik asıl mesajlar ise Büyükelçilik konutunda gerçekleşen görüşmede verilmiştir. 

Konuyla ilgili soydaşa hitap eden Davutoğlu, “Rumeli’de Türkçe’nin korunması için ne istiyorsanız, herhangi bir sınır koymadan bunu söylüyorum, her şeyi sağlarız… Türkiye’de yer alan okullardaki bazı şeyleri zamana bırakabiliriz ama Rumeli’de Türkçe’nin köklü şekilde yaşaması için alınacak tedbirleri geciktirmeyiz” ifadesini kullanmıştır. Rumeli’de Türkçe’nin korunması, yaygınlaştırılması için Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya görevler yükleyen Davutoğlu, bunun dışında Büyü- kelçilik, TİKA, Yunus Emre Vakfı ve diğer kuruluşlara da Rumeli’de Osmanlı’dan kalma kültür mirasının korunması ve Türkçe’nin yaşatılması için verilen bir talimat olduğuna dikkat çekmiştir. 

Farklı bir ifadeyle Davutoğlu, Borisov ile basın açıklamasında bir kısmını dile getirdiği söylemlerin ana kısmı- nı ise Büyükelçilik konutunda soydaşlarla gerçekleştirdiği buluşmada tamamlamıştır. Bu bağlamda, “Türkiye’nin soydaşlarının yanında olduğu”, “Bulgaristan Türklerinin dil, din ve tarihi miras bağlamında kültürlerini korumalarının gerekliliği”, “soydaşların ayrılıkçı olmadığı”, “birlik ve beraberlik içinde olunması”, “Türk, Pomak ve Roman ayırt etmeksizin bölünmeden hareket edilmesi” ve “soydaşların istihdam edilmesi için doğrudan Türk yatırımlarının artırılacağı” yönündeki mesajları ilk elden iletilmiştir. 

 “Bizim Topluluklarımızdan DAEŞ Çıkmaz”, Al Jazeera Türk, 15 Aralık 2015,Dolayısıyla soydaşlara ilişkin Türkiye’nin 8 http://www.aljazeera.com.tr/haber/bizim-topluluklarimizdan-deas-cikmaz, (e.t. 16.12.2015). kriz dönemleri dışında geleneksel olarak takip ettiği Balkan Türkleri politikasının temel söylemlerinin güçlü bir şekilde doğrudan yansıtıldığı görülmüştür. 

Bütün bu hususlara karşın soydaşlara ilişkin kullanılan söylemlerin eylemselliği noktasında Sofya yönetimi kaynaklı yapısal sorunlar bulunmaktadır. 

Birincisi, Türkçe ders kitaplarının güncellenmesi meselesidir. Hâlihazırda seçmeli ders statüsünde Türkçe anadil dersini alan öğrenci 1992 yılında basılmış kitaplarla okurken, bu kitapların güncellenmesi konusunda Türkiye’nin girişimlerine karşın Bulgar tarafı isteksiz hareket etmektedir. 

İkincisi Türkçe’nin statü meselesidir. Bulgaristan’da Türkçe seçmeli ders statüsünde olup dersi seçen öğrenci sayısı bakımından azalan bir görüntü hâkimdir. Tarihsel süreç içerisinde azınlık hakları totaliter Bulgar rejimlerince elinden alınan Bulgaristan Türkleri için anadillerinin halen seçmeli ders olarak okutulması kendi içinde soru işaretlerini barındırmaktadır. 

Üçüncüsü, soydaşların bulunduğu Kosova, Makedonya ve Romanya’da Türkçe’nin ya- şatılması ile Osmanlı’dan kalma kültür mirasının restorasyonu konusunda kurumsal açıdan TİKA ve Yunus Emre Enstitülerinin etkin önlemlerine karşın Bulgaristan’da bu kurumların kâğıt üzerinde faaliyet gösteremediği görülmektedir. 

Dördüncüsü, 2012 yılında Borisov’un Ankara ziyaretinde taraflar karşılıklı olarak kültür merkezlerinin açılması konusunda anlaşma imzalasalar da henüz somut adımların atılmadığı gö- rülmektedir. Bu durum ilişkilerde kültürel açıdan sağlanması düşünülen ivmedeki eksikliği işaret etmektedir. 

Sonuç Yerine Başbakan Davutoğlu’nun bir günlük Bulgaristan ziyareti ikili ilişkilerin ele alınması, işbirliği alanlarının derinleştirilmesi ve soydaşlara verilen moral desteği çerçevesinde oldukça başarılıdır. Özellikle ticaret, ulaş- tırma, tarım ve enerji alanlarında işbirliğinin ilerleyen günlerde ikili ilişkilerde hâkim olacağı anlaşılırken, soydaşlarla ilgili kullanılan söylemler bağlamında Bulgaristan’daki Türklerin kültürel hayatında kısmi bir hareketliliğin beklendiği ifade edilebilir. Bu bağlamda, Türkçe ile ilgili gelişmelerin yanı sıra Osmanlı’dan kalma kültür mirasının restorasyonunun hızlandırılması öncelikli adımlar olabilir.

Bkz : ekoavrasya.net/dergi/dergi-33

 

 

[1] Trakya Üniversitesi, Balkan Araştırma Enstitüsü, Öğretim Üyesi

 

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Ölüm gibi, mücadele de hayatın bir parçasıdır!

Dört sene öce, bugünlerde akciğer kanserinden ameliyat olmuştum ve daha sonra kendimi en halsiz, bitkin, …