Türkiye, Balkanlar’daki kültürel varlığını genişletiyor

Balkanlardan Haberler Haberler

Restorasyon çalışmaları, Türkiye’nin Balkanlar’daki saygınlığını ve nüfuzunu pekiştiriyor.

Balkanlar’a yönelik çok boyutlu bir dış siyaset yaklaşımı izleyen Türkiye’nin, bu bağlamda en çok önem verdiği hususlardan biri de tarihin korunması.

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), 15. ve 19. yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde yaşamış Balkan ülkelerindeki kültür ve tarih mirasını korumak amacıyla buralarda önemli restorasyon projeleri yürütüyor.

Osmanlı hükümranlığı döneminde Balkanlar’da türbe, cami, medrese, hamam, köprü ve çeşme gibi toplam 15.787 yapı inşa edildi. Ancak bölgede yaşanan savaşlar sırasında bu eserlerin çoğu ciddi şekilde hasar gördü.

Harvard Üniversitesi’nde sanat dokümantasyonu uzmanı olarak görev yapan András Riedlmayer, Balkanlar’daki Osmanlı mirasının tüm Balkan halklarının ortak mirası olduğunu ve bu mirasın korunmasının, yalnızca Türkleri ya da Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgindiren bir konu olmadığını belirtiyor.

SETimes’ın sorularını yanıtlayan Riedlmayer, “Türkiye, Güneydoğu Avrupa’da Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra kurulan devletlerin en büyük ve müreffeh olanı. Bu nedenle de uzun yıllardır ihmal edilen bu Osmanlı ve Avrupa mirasının korunmasına yardım görevi Türkiye’ye düşüyor,” yorumunda bulunurken, kültür diplomasisinin, iyi komşuluk ilişkilerinin tesisine yönelik katkılarına ve uzun vadeli olası diğer faydalarına değinmeden de geçmiyor.

Restorasyon çalışmaları, Türkiye’nin ev sahibi ülkelerdeki saygınlığını ve nüfuzunu da pekiştiriyor. Uzmanlara göre, Türkiye’nin tarihi anıtlar ve diğer eserlerin restorasyonu kapsamında Balkan ülkelerinde gösterdiği varlık, Türkiye ile Balkan coğrafyası arasındaki köklü bağları ve ortak tarih belleğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Arnavutluk’ta gerçekleştirilen Yusuf Ağa (Parruce) Camii restorasyon projesi ile ülkedeki Müslüman cemaatine bir ibadethane kazandırılmış oldu. Bosna Hersek’te Visegrad Belediyesi ile TİKA arasında imzalanan protokol çerçevesinde yürütülen Drina Köprüsü restorasyon çalışması ise, UNESCO’nun dünya mirası listesindeki bu tarihi köprünün korunmasını sağladı. TİKA, Makedonya’da da Osmanlı döneminden kalma pek çok camiyi restore etti.

Önemli sayıda Türk’ün yaşadığı Kosova’da ise, TİKA, kültür mirasının korunması konusunda Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Kosova İslam Cemaati ile işbirliği içinde çalışıyor.

Priştine Program Koordinasyon Ofisi’ni 2004 yılında açan TİKA, o tarihten bu yana ülke genelinde yedi ayrı yapının restorasyon, onarım ve bakımını gerçekleştirdi. Söz konusu yapılar arasında camiler ve Osmanlı döneminin önemli şeyhlerinin türbelerinin bulunduğu Osmanlı mezarlığının dış duvarları da yer alıyor.

SETimes’a demeç veren TİKA Priştine Program Koordinatörü Adem Urfa, çalışmaların amacını şöyle özetliyor: “Balkanlar coğrafyasının genelinde olduğu gibi Kosova’da da çok sayıda Osmanlı dönemine ait tarihi eser bulunmaktadır. Kosova’daki Osmanlı dönemine ait dini ve sivil mimariyi içeren tarihi eserler, bugüne kadar ne yazık ki ilgisizlik ve ekonomik yetersizlikler gibi nedenlerle kendi kaderine terkedilmişti. TİKA’nın Kosova’daki restorasyon projeleri, insanlığın ortak mirası olan bu eserlerin geleceğe taşınmasını sağlamayı amaçlamaktadır.”

Girişimlerini sürdürülebilir kılmak isteyen TİKA, Kosovalı yetkililerin, kültür mirasının korunması konusundaki kapasitesini ve saha tecrübelerinin paylaşımını artırmak için eğitim programları da yürütüyor.

TİKA tarafından Kosova’da restore edilen tarihi eserlerin tanıtım toplantısına katılmak üzere geçtiğimiz ay ülkeyi ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek olan projeleri açıkladı.

“2012-2013 döneminde 3,7 milyon avro bütçeli beş proje gerçekleştirmeyi planladıklarını” söyleyen Urfa, çalışmalar kapsamında Priştine, Prizren, Yanyevo ve Vuştria’da Osmanlı dönemine ait cami ve hamamların restorasyonu ile peyzaj planlamasının yapılacağını belirtiyor.

Balkanlar’daki Osmanlı mirasının, özellikle de camilerin korunması, bölgedeki Müslüman nüfusun korunması anlamına da geliyor.

Her gün namaz kılmak için camiye giden 69 yaşındaki Priştineli İsuf Gaşi, “Camiler senelerce harap durumdaydı; ziyaret edip namaz kılmak için uygun bir yer olmaktan çıkmıştı. Restore edilmeleri artık şarttı, o nedenle çok memnunum,” sözleriyle dile getiriyor memnuniyetini.

TİKA’nın gerçekleştirdiği restorasyon projeleri, aynı zamanda ev sahibi ülkeleri kültürel ve tarihi açıdan daha cazip hale getirip, kültür turizmi vasıtasıyla milli ekonomilerine de ciddi katkı sağlıyor. TİKA tarafından restore edilen Sultan Murat Türbesi’ni örnek gösteren Urfa, salt 2011 yılında yaklaşık 10 bin turistin türbeyi ziyaret ettiğini kaydederek, bunun kent ekonomisine reel bir katkı sağladığını söylüyor. SETimes‘a konuşan Kosova Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı kıdemli danışmanlarından Şasivar Hacıyay, bakanlık olarak turizmi canlandırmak için kültür mirasının korunmasına büyük öncelik verdiklerini ifade ederek şöyle diyor:

“Bu alandaki çalışmalarımızda bize destek olan TİKA, Avrupa Konseyi ve Batılı ülkelerin büyükelçilikleri gibi önemli uluslararası ortaklarımız var.”

Türkiye ile 134 yıllık bir geçmişe sahip olan Romanya’da ise Türk-İslam eserlerinin onarım ve restorasyon çalışmaları, devlet kurumları, Türkiyeli işadamları ve yerel toplumla işbirliği içinde yürütülürken, uzmanlar, ülkedeki cami ve türbelerin önemli bir kısmının acilen restore edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bununla birlikte, Riedlmayer, gösterilen ilgi ve cömertliğin sizi hak sahibi yapmayacağına değinerek, iyi ilişkiler tesis etmenin en iyi yolunun, bu değerli mirasın gerçek sahiplerine, yani Balkan halklarına saygı göstermekten geçtiğini belirtiyor.

“Bağışçı ülkeler ve yardım kuruluşları, sponsor oldukları restorasyon projeleri ve eserlerin ‘sahibi’ gibi davranmaktan kaçınmalıdır. Yapılan teknik ve mali yardımların yanı sıra, Balkan ülkelerindeki yerel kanun ve düzenlemelere uyulması ve yetkili makamlarla işbirliği yapılması da gereklidir.”

Bu haber, SETimes Bükreş muhabiri Gabriel Petrescu ve Priştine muhabiri Safet Kabaşay’ın katkılarıyla hazırlamıştır.

SETimes.com

Bir Cevap Yazın