Orada bir köy var uzakta!

Dr. Bayram Çolakoğlu

Çocukluk zamanı öğrendiğimiz bir şiir vardı;

“Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür”

diye… Şarkısını da söylerdik. Ben bunu avunma olarak değerlendiriyorum. Hakikatte gitmediğin, görmediğin, elini uzatmadığın yer senin olmaktan da uzaklaşıyor. Sen gitmezsen, görmezsen oralarla bağını kesersen orası zamanla senden uzaklaşıyor.

Ramazanın son günlerinde iftar vesilesiyle gittiğimiz Bulgaristan’ın Lofça ili, Galata Köyü de bu gitmediğimiz, görmediğimiz köylerden biriymiş meğerse… 1751 yılında 51 Müslüman hanenin mukim olduğu Galata Köyü’nde 1873 yılında, yani Osmanlının ricat etmesine az bir zaman kala, 172 Müslüman hane yaşıyormuş. O günkü şartlarda bin kişi civarı bir nüfus, iyi bir nüfustur.

Bugün yaklaşık üç bin nüfuslu bir köy Galata; 23 Ağustos 1877’de Osmanlı Ordusu Lofça ilini terk edince, buradaki diğer üç Pomak köyü gibi Galata da garip kalmış, öksüz kalmış.

Bulgaristan’ın komünist rejimi bu insanların isimlerini zorla değiştirerek, bu köyde de yapmış yapacağını. Sinmiş insanlar adeta, bugün bile dışarıda “Ceyms”; evde “Cemal” adını kullanıyor, mesela bir genç. Sadece isimler değil, insanların Müslüman kimlikleri de zorla silinmeye çalışılmış. Ancak her şeye rağmen sıcak kanlılıkları, samimiyetleri ve misafirperverlikleri devam ediyor. Komünizm mayaya nüfuz edememiş, bir başka ifade ile…

Ay yıldızlı camii

Bir camide 50 yıl imam olmak

Ay yıldızlı küçük bir camileri var. O da garip. Bahçesinde kabri bulunan Mustafaoğlu Şakir Hoca caminin ikinci imamı imiş. 1968 yılında vefat etmiş ve 50 yıl imamlık yapmış bu camide, sonra oğlu ve şimdi ise dördüncü imam görev yapıyor.

 

İftarların en güzeli, karşılıksız verileni…

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteği ile Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği (Bal-Türk)’ün icra ettiği iftar için yolumuz düşmüştü bu garip köye. Kadınların çoğunlukta olduğu iftarda neredeyse kadınların tamamına yakını geleneksel, alacalı, ışıl ışıl kıyafetleri ile gelmişlerdi. Gündüz dışarıda odun ateşinde pişirilen yemeklerde sadece, yemeğin malzemeleri değil, samimiyet ve sevgi de vardı. Lezzetin bir sebebi de sevgi ve samimiyet olsa gerek. İftarların en güzeli…

Daha önce Ramazan ayının başlarında HÖH/DPS Avrupa Parlamentosu seçimleri münasebetiyle burada iftar vermiş ve tabi ki oy istemiş. Biz seçimden sonra iftar verip, karşılığında da hiçbir şey istemeyince şaşırdılar. Bu açıdan karşılık beklemeksizin vermenin güzelliğini de bizatihi yaşamış olduk.

Galata Köyü’nün sıcak samimi insanlarına selam olsun! Bizleri evinde ağırlayan beyefendiye selam olsun! Organizasyonu sevk ve idare eden hanımefendilere selam olsun!

Unutmayın ki gitmediğin, görmediğin yerin senin olması bir hülyadan ibaret.