Makedonya’da Hıdrellez ve Martufal Adetleri

Özet

Makedonya’da yüzyıllar boyunca yaşayan Türkler, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmış, adet, gelenek ve göreneklerini tarih boyunca yaşatmaya gayret göstermiştir. Bazı olayları ve önemli tarihleri kutlamaya devam etmiştir. Bu kutlamalarda Hızır ve İlyaz peygamberlerin buluşma gününü, bir araya gelmelerini önemseyerek Hıdırlez, Hıdrellez veya Ederlez adı altındaki  5-6 Mayıs  kutlamaları önemli yer almaktadır.

Türk halkı arasında, bu güne, önem verilmektedir, Hıdırlez’in gelişi büyük bir sevinçle karşılanmaktadır. Bu günle, kışın sona erdiğine, yazın geldiğine, bolluk ve bereket dollu günlere ulaşıldığına inanılmaktadır.  6 Mayıs Hıdırlez günü yazın başlangıcı olarak kabul edildiği için bir bayram sevinci yaşanmaktadır. Halk inancına göre 6 Mayıs’ta başlayan yaz günlerinin 186 gün sürdüğünü ve 8 Kasım’a kadar devam ettiğini ve bu dönem “Hızır günleri” olarak anılmaktadır. Yılın ikinci devresi de 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar süren kış günleri “Kasım günleri ” olarak anılmaktadır ve 179 sürmektedir.

 

Giriş

Hıdırlezin gelişiyle ağaçların tomurcuklanması, ekinlerin ekilmeye başlaması, havaların ve toprağın ısınmasıyla hayatın yeniden canlanması bir bayram olarak kabul edilir.

Makedonya’da yaşayan Türk halkı arasında Hıdırlez’le ilgili bazı inanışların da var olduğunu görmekteyiz. Hızır’ın bugün de yaşadığını, var olduğunu ve genelde dilenci kılığında seyahat ettiğine inanılır. Bundan dolayı kapıya gelen dilenci kuvulmaz, boş çevirilmez, kendisine  para veya karnını doyurabilecek yiyecek verilir. Hızır’ın çeşitli kıyafete geçebileceğinden dolayı her geleni Hızır bilmek inancı yaşamatadır.

Hıdırlez günleri kutlamalarında farklı adetler de görülmektedir. Bazı bölgelerde bir gün öncesinde yazın ilk işareti olan “Kukurek” denilen bir çiçeği toplayarak ondan ilaç yapılır, dağdan odun toplayarak kadınlar yaptıkları börekleri o odunlarla pişirirler.

 

Hıdırlez’den önceki günlerinde ”Üç Sallı” ve “Üç Çarşamba” adı verilen veya bazı yerlerde “Son Sallı’lar” ve “ Son Çarşamba’lar ” olarak adlandırdıkları günlerde çeşitli büyülerin yapıldığına inanılır,yani büyülerle bazı kızların kısmetlerinin kapanıldığına inanılır.  Gecelerin yollarda dolaşılmaması,özellikle genç kızların dışarı çıkmaması önerilir. Bundan dolayı bu günlerde herkes güneş doğmadan önce uyanmaya çalışır. Kadınlar, kızlar ve çocukları da alarak dere,ırmak,kaynak kenarlarına giderek her türlü kötülüklerden kurtulmak ve yüzlerinin güneş gibi parlaması için akan sularda ellerini ve yüzlerini yıkarlar, sulara da soğan atılır.

Bazı yerlerde ise bu günlerde özellikle kadınlar ve kızlar değirmene giderler ve taşın üzerinde üç kez dönerler.Bütün bu yapılanlar Hıdırlez günü için bir hazırlık anlamı taşır.

 

Hıdırlez günü herşeyden önce sabahın erken saatlerinden başlayarak  birçok âdeti yerine getirmeye koyulurlar. Sabah erkenden herkesin banyo yapması gerekir.  Kadınlar ayrıca kına yakar ve süslenirler.

Makedonya’nın bazı bölgelerinde yaşayan  Türkler, kızlarının kısmetinin açılması için Hıdrellez’de gün doğmadan değirmene giderler. Kısmetinin açılmasını isteyen kız burada değirmenin suyu ile yüzünü yıkar. Gümçe (güğüm) ile oradan su alır ve değirmenin suyu ile evinde yıkanır.  Büyü yapılarak kısmeti kesilen kızlar bu su ile üç defa yıkanırlarsa kısmetlerinin açılacağına inanılır. Bu yerlere paralar atılır, ekmek bırakılır. Bazen de niyetliye ait bir eşya bırakılır.

Batı Makedonya’da Vrapçişte köyünde Hıdrellez gününde kadınlar bir araya gelir ve Topoşnisa adlı gölün etrafına giderler. Bu göle, dileklerinin kabul olması için demir para atarlar. Hıdrellez’de kızların kolları ve parmakları kına ile çizilir. Yine bu bölgede, bir de askere giden gençlerin saçlarının mest alınan bölgesine kına yakılır.

Gostivar bölgesinde eskiden kısmete çok inanılırmış, çünkü evlenen insanlar birbirlerini evlenmeden önce tanımazlarmış. Bu yüzden kısmet açmak için yeni evlenen gelinler çağrılır, pirinç ayıklatılır ve birkaç gün evde pirinç pilavı yapılırmış. Yine Hıdrellez’de de genç kızlar kısmetlerinin açılması için salıncakta sallanırlar.

Bazı köylerde yaşayan halk, küçüğü olsun büyüğü olsun Hıdrellez gecesini uyanık

geçirmeye çalışır. Hava nasıl olursa olsun  akan suda yıkanır ve bütün gece silah atarlar. Böylece köyde uyumak isteyenler engellenir. Hıdrellez günü özel öğle yemeği de hazırlanır. En yoksul  aileler dahi öğle yemeği için kaymakçina ve süt pitesi hazırlarlar.

Gostivar bölgesinde Hıdrellez’den bir gün önce kadınlar evlerinde kek, börek, pasta, vb. gibi yiyecekler hazırlarlar, erkekler ise Hıdrellez’in kutlandığı yere gidecek araçları yıkayıp, süslerler. Ertesi gün, yani Hıdrellez günü Topoşnisa gölüne yakın ormanlık bir yere gidilir ve burada piknik yapılır. Topoşnisa gölü, Vrapçişte halkı için hem manevi bir önem taşıdığı, hem de oradaki çevrenin güzel oluşu nedeniyle tercih edilir.

Hıdrellez’in kutlandığı bu alanda piknik yapılır, oyunlar oynanır, bu göle para atılıp dilekler tutulur, kızlar salıncağa binerler.

Dilek tutma, mani söyleme âdeti vardır. Mani söyleme âdetinde çok eğlenilir, kızlar ve

erkekler karşılıklı atışma şeklinde maniler söylerler. Tüm bu eğlenceler gün içinde

yapılmakta, gece hiçbir şey yapılmamaktadır. Temizlik ise Hıdrellez gezisinden sonra,

dönüşte yapılır. Topoşnisa gölüne bozuk para atılarak şifa ve sağlık taleplerinde bulunulur.

Makedonya Yörükleri arasında Hıdrellez çok önemli bir gün olarak kabul edilir. Hıdrellez gecesi bütün genç erkekler dağ ve tepelerde ateşler yakarlar ve eğlenirler. Koyun sahipleri (kâhyalar) bunun için o sabah herkese bedava süt dağıtırlar. Bu gece eğlenceler sabahlara kadar devam eder. Kızlar o gece evlerde ellerine kına yakar, sabahleyin de çeşme başlarına giderek kınalarını yıkarlar.

Makedonya Yörükleri ise Hıdrellez gününde Sivritepe denilen yerdeki yüksekçe bir kayayı ziyaret edip, dibinden taş toplarlar. Bu kaya bir nevi dilek taşıdır ve özel günlerde mutlaka ziyaret edilir. Aynı şekilde Karasinan köyündeki Babu Taşı da aynı işlevi görmektedir. Mayadağ arazisi içinde kutsal kabul edilen diğer bir büyük kaya ise Hacatlar Taşı’dır. Bu taş, bir tepe üzerinde olup buraya da “Hacatlar Tepesi”denir. Bu tepe de zaman zaman ziyaret edilmekte, mumlar dikilip, dilekler dilenmektedir.

 

Makedonya Türklerinde görülen bir diğer Hıdrellez geleneği ise “Namuslamak”tır. Yerli halk buna “Namuzlamak” der. Gerçekte namuslamak Hıdrellez günü yapılan bir şakadır.

Hıdrellez’den bir gün önce, her  evde kavak, söğüt ve çeşitli bitkiler, özellikle de oğulotu dalları biriktirilir. Hıdrellez sabahı uyuyan kişilerin yüzlerine dalla vurulur ve böylece bunların bir yıl boyunca güçlüklerden kurtulamayacaklarına inanılır. Uyuyan kişi yataktan kalkar, arkadaş ve akrabalarının alay etmelerine karşı “Ah kahpeler, ah çapkınlar” diyerek kendini korumaya çalışır ve onlarla güreşmeye yeltenir. Bu gelenek çok kez bir ailenin bireyleri arasında geçer. Hıdrellez günü bütün evlerin kapı ve pencereleri yeşil dallarla süslenir. Avlularda ise yeşil dallar yakılır ve orada bulunanlar ateşin üzerinden atlarlar.

Manastır ve Pırlepe kasabaları arasında bulunan Kanatlar köyü Türklerinde, Hıdrellez’de kırlara çıkılır, hayvanlar kesilir. Hıdrellez gecesi gül ağacının altına, çam ağaçlarının dibine su kabı konulur. Bu kaba herkes bir nişan koyar.Bunlar mani söylenerek çekilir. Manileri “temsili” bir gelin söyler. Gelinin başı çevreyi göremeyeceği bir şekilde örtülür. Bu mani çekilişleri çok kere akarsu başlarında yapılır. Hıdrellez’de kırmızı ve beyaz iplikten örülmüş şeritler genç kızların kollarına ve başlarına bağlanır. Un, arpa, buğday ambarlarına mahsul kullanmadan evvel ambarların bereketli olacağı inancı ile ambara “bereket taşı” atılır.

Hıdrellez, her bayram gibi, iki bölümden oluşmaktadır. Bunların birincisi Hıdrellez gününden önceki hazırlıklar, ikinci bölüm ise Hıdrellez adetleri Üsküp’te son salı ve son çarşamba günlerinden başlayarak Hıdrellez’e kadar sayısız çoluk çocuklu kadın Vardar Irmağı ve Çayır Semtindeki Serava Çayı sularında ve yeşilliklerinde bazı büyüler yapmaktadırlar. Kadın ve kızlar her türlü kötülükten kurtulmak ve yüzlerinin güneş gibi parlaması için akan suda el ve yüzlerini yıkarlar. Bütün bu adetler, Hıdrellez için bir çeşit hazırlık sayılır.
Hıdrellez günü sabahın erken saatlerinden başlayarak halk bir çok adeti yerine getirmeye koyulularlar. Her şeyden önce herkesin banyo yapması gerekir,  kadınlar ayrıca kına yakar ve süslenirler. Hıristiyan kadınlar kına yakmazlar.
Makedonya’nın bazı bölgelerinde kadınlar ve kızlar son salılar, son çarşambalar ve Hıdrellez adetleri gereğince değirmene gider ve taşın üzerinde üç kez dönerler. Osmanlı döneminde Manastır kentinin en yüksek bir yerinde Eğri adında bir değirmen vardı. Bütün Manastır halkı Eğri Değirmeni’ni şifa kaynağı olarak bilirlerdi.Bu nedenden son salı ve son çarşamba günlerinde kadın ve kız kafileleri Eğri Değirmeni’ni gün boyunca ziyaret ederlerdi. Değirmenler kalmayınca bu gelenek de unutuldu. Hıdrellez günü sadece Manastır ve Üsküp’te değil, Makedonya’nın öteki şehir ve köylerinde de halk kırlara, yeşilliklere, yaylalara, ırmak ve göl kenarlarına çıkar, kuzu pişirir ve özel Hıdrellez öğle yemeğini hep birlikte yer. En yoksul  aileler dahi öğle yemeği “kaymakçına” adında bir çeşit yumurtalı süt tatlısı ve “süt pite” adında birçeşit yumurtalı süt böreği hazırlarlar.

Makedonya Türklerinin inançlarına göre Hıdrellez günü güneşin doğmasını yatakta uyurken geçirenler, bütün yıl tembel ve neşesiz olurlar. Bundan dolayı küçük olsun büyük olsun sabahın erken saatlerinde uyanmaya çalışır. İyi yıkandıktan ve yeni elbiselerini giydikten sonra ailesi, komşuları ve arkadaşları ile birlikte Bahar Şenliği yerine çıkarlar. Bu Bayram yeri bir ırmak veya göl kaynağı veya kenarı, bir yeşil tepe olabilir. Meselâ, Üsküp civarında: Serava, Vardar ve Saray yerleri, Kalkandelen’de Bal Tepe veya Harabatı Baba Tekkesi, Kozivar (Gostivar) da Vardarbaşı veya Yukarı Banısa Tepesi, Ustruga ve Ohri’de Sarı Saltık (Aziz Naum)’daki Dirim Irmağın Kaynakları vs. Bu güzelim yerlerde sadece özel Hıdrellez yemeği yenilmez. Bunun yanı sıra sazlar, davul, zurna eşliğinde oynanır, türkü ve şarkılar söylenir ve belli başlı adetler gerçekleşir. Meselâ, küçük kızların kulak delmesi yapılır, salıncak kurulur, namuslamak denen Hıdrellez adetleri şakası yapılır, pehlivan güreşleri, gökyüzünde uçurtma yarışları düzenlenir vs.
Hıdrellez gününde Türk çocukları: Hıdrellez’den bir gün önce hemen hemen her bir Türk çocuğu, çeşitli bitkiler ve bir kavak dalı sağlamaya çalışır. Hıdrellez günün ise bu dalı omuzuna koyarak sokağa çıkar. Bütün mahalle çocukları toplandıktan ve birbirini namuslamaktan sonra sokaklarda dolaşır ve şu tekerlemeyi bir ağızdan söylerler:

Elifi kat kat/mühri kat kat,
Eba bülbül/Saçı Sünbül,
Hoca kızı/Okut bizi,
Gül altında                                                           /Okut bizi,                                                  Amin!

Hıdrellez günü bütün evlerin kapı ve pencereleri yeşil dallarla süslenir. Avlularda ise budanmış  dallar yakılır ve orada bulunanlar ateşin üzerinde atlarlar. Ateşe verilmenin sembolik mesajı her canlı varlığın işe yararlı olma gereğidir! Bahar Şenliğinde herkes erken uyanmalı ve çalışkan olmalı! Makedonya Türkleri bu mesajı da ateşin üzerinde atlayarak ve Hıdrellez şenliklerine canlı bir şekilde katılarak kavramış ve yerine getirmiş olduklarını kanıtlıyor.

Kulak delmek

Hıdrellez günü kız çocuklarının kulakları delinir ve küpe takılması için hazırlık olur. Yukarıda adı geçen iki yazara göre.bu günde altı aylık bebeklerden başlayarak onaltı hâttâ daha büyük yaşta olan kız çocuklarının kulaklarında küpe için delik açılır. Eskiden bu işleri yaşlı kadınlar yaparlardı. Kendileri kız çocuklarının kulaklarını büyük bir iğne ile deler, deliğin kapanmaması için de yünden yapılmış kalınca bir iplik geçirirlerdi. Bilgisizlik yüzünden çocukların kulaklarında yaralar da oluşurdu.

Salıncak

Hıdrellez günü hemen hemen her bir  evde kızlar ve genç kadınlar tarafından salıncak kurulur. Salıncaklar iki kişinin birlikte sallanacağı büyüklükte yapılırdı. Erkekle kızın birlikte sallanması ancak aile bireyleri arasında mümkündür.

Çocuklar ise sallandıkları zaman şu tekerlemeyi bir ağızdan söylerler:

Hıdrellez ele gelmez, ele girmez
Kavun, karpuz, altın topuz,
Ağalara çarık, Beylere sarık,
Beylere sarık, İp kopti, İbrişim oldu.

Bu son sözlerle salıncakta bulunanın inmesi ve başkasının binmesi için hatırlatma yapılır.

Türk kültür bütünlüğü unsurlarından birisi, Hıdrellez günü kadınlar tarafından yerine getirilen adetlerin en ilginci kuşkusuz martifaldır.

Bir mani:

Su gelir akar gider
Yar gelir bakar gider
O yarın cilveleri
Canımı yakar gider

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kimi yöresel özelliklere rağmen, bir kaç ortak unsurun başında suyun önemi vurgulanmaktadır. Makedonya Türkleri arasında yapılan araştırma ile incilemelere göre yörük kadınları üç kaynaktan su getirmekle küpü doldururlar: İlk önce en yakınındaki dereden su getirilir, sonra köy çeşmesinden su alınır ve ev pınarından çıkarılan sularla küp doldurulur. Bu adeti Makedonya Türklerinden yalnız yörük kadınları icra etmektedirler.. Küpe atılan her nişan için söylenen mani, bir yıl zarfında olagelen olayları yani kişinin bahtlı yada bahtsız olacağı öğrenilmesi için söylenen manilerdir. İşte bir örnek:

Mani mani mantufar/Mantifarın adı var.
İlki sefte çıkanın/Kara gözlü yarı var.

Zaman geçtikçe halk arasında söylenilen maninin metnindeki ses-fonem, kelime hâttâ mısra değişmelere rastlanır. Tabii ki bu değişme bölge konuşma etkisinden ve halkın isteği ile görüşlerinden ileri gelmektedir.
Kısaca, Makendonya, Türk hıdrellezinde en önemli etkinlik halk arasında söylenen manilerdir.

Ancak hayat ve bahar kutlamaları, yukarıda anılan uyanlara rağmen, devam ettiği için, her mart-nisan ve mayıs’ta çocuklar ve gençler yine coşuyor, yeşil çayırlara çıkıp, yatıyor, tekerleniyor, yuvarlanıyor, çiçek topluyor,ateş yakıp, alevlerin üzerinden atlıyor,at yarışları yapıp şenlenip, neşeleniyorlar. Şehirlerin ve köylerin civarlarından topladıkları çiçek ve yeşil söğüt dalları ile evlerinin kapı ve pencerelerini her ilkbahar süslemeye devam etmektedirler. Manevi değerler çerçevesinde Bahar kutlamaları da Türk kültür bütünlüğünün önemli bağlarından biri olmasının yanı sıra, bütün insanlararası ilişkileri ve evrensel kültürü de pekiştirmiştir, çünkü tabiatın yeniden dirilişi, canlanışı ve coşku şenliği herkese ait olan bir insanî ihtiyacı, duyguyu, paylaşmayı, beraberliği ve topluma bereket getirmesi umudunu simgelemiş ve halk kitlelerin bir büyük kısmı için halen de simgelemeye devam etmektedir. Bu yönde her millî folklor katkı sağlamıştır.

Makedonya’da yaşayan Yörükler bayram günlerinde olduğu gibi Hıdırlez günü de türbe ve kabirleri ziyaret etmeğe önem verirler.  Allah’ın verdiği nimetler için dua,şükür ve hamd ederler. Bazıları da şükür kurbanı keserek fakirlere dağtırlar, bu günlerde üç gün oruç tutanlar da vardır.

Bazı yerlerde yaşayan Türkler, un , arpa ve buğday ambarlarının bereketli olması için Hıdırlez günü buralara “Bereket Taşı” koyarlar.

Yörük kızları Hıdırlez gecesi ellerine kına yakarlar. Sabahleyin de çeşme başlarına giderek kınalarını yıkarlar, iki avuçları ile çeşmeden su alıp arkaya atarlar ve “ağrıları, acıları attık” derler. Bunu da üç defa tekrarlarlar. Ondan sonra başlarına yeşil yapraklar takarak evlerine dönerler. Hıdırlez günü meyilli bir yamaçtan aşağı yuvarlanılır. Bazı yaşlı kadınlar  bu gün çalı çırpı toplayıp bunlarla süt kaynatır. Ayrıca ağaçlardan birer yeşil dal ve hiç yere değdirmeden eve getirilip evin herhangi bir yerine asılır. Böcekler ipek yapmaya başlayınca ilk önce bu dal ocakların üzerine dikilir uğur sayılır.

Manastır’da yaşayan Türkler arasında da Hıdırellez günü martıval eğlenceleri yapılır. Nişanlar küpten çıkarılmadan önce bir kadın tarafından dua mahiyetinde şu sözler söylenir:

 

 

 

 

Martıfalım fal ola,

İçi dolu hal ola !

Martıfala gelenin

Muradı hasıl ola!

Bu sözlerle açılan çömlekten yapılan çekilişler akşama kadar devam eder.  Bahta çıkan manilerle ilgili sohbetler ise haftalarca surer. Kadınlar ise Martıfala inanarak şu sözü samimiyetle kabul ederler :

“Ne ise hali

O çıkar martıfali”

Hayvancılıkla oğraşan yerlerde Hıdırlez’de hayvanları salmak üzere meraların bazı bölümleri çitle çevrilir. Bu yerler Hıdırlez’den bir ay önce kapatılır. Hıdırlez’e kadar hiç bir hayvan sokulmaz. Hıdırlez sabahı çitler kaldırılarak köyün hayvanlarının el değmemiş taze ot yemeleri sağlanırdı. Çünkü Hıdırlez aynı zamanda hayvanların da bayramıdır.

Hıdırlez’in özel yemeği “süt pidesidir”, süt ve yumurta kullanılarak ortasına bir iç yapılan kenarlı bir börek çeşididir. Bu pide Hıdırlez’de muhakkak yapılan bir börektir ve Hıdırlez sembolüdür.

Doğu Makedonya’da Hıdırlez’de küpten (poteden) niyet çekilir Yörük kızları tarafından. Genç kızlar Hıdırlez’den bir gece önce, kendilerine ait bazı ufak eşyaları, takıları bir küp içine koyarak,yaşlı bir kadına emanet edilir. Hıdırlez sabahı küpten çekilen eşyalarla maniler eşleştirilir. Böylece kızların hevesleri, niyetleri ve sevgilileri hakkında bilgi sahibi olunur, şakalar yapılarak eğlenilir. Genç kızlar ağaçlara kurdukları salıncaklarda gün boyu sallanarak eğlenirler. Ayrıca kırmızı, beyaz ipliklerden yaptıkları bileklikler takarlar, bir zaman sonra dilek tutarak suya atarlar.

Makedonya’da yaşayan Türkler arasında yaşatılan Hıdırlez edetleri çerçevesinde “Yeşillenme adeti”, “Kısmet kapama”, Hıdırlez çömleği adeti” ve “Martufal çekme adeti” gibi uygulamalar küçük farklılıklara rağmen her yerde görülmektedir.

Yeşillenme adeti

Hıdırlez sabahı erken kalkma, yeşile dokunulması, yeşile el sürülmesi, yeşilde yuvarlanılması, dağların yamaçlarına,kırlarına çıkılması, genci yaşlısı, kadını çocuğu herkesin bu yerleri gitmesi adeti devam etmektedir.  Çimenlerde yuvarlanmanın kişileri gelecek sene içerisinde hastalıklardan koruyacağı ya da hastalık varsa hastalığın iyileşeceği, eskiye nazaran daha sağlıklı, rahat ve mutlu bir sene sürüleceğine inanılmaktadır. Bazı Doğu Makedonya köylerinde Hıdırlez günü sabah erken vakitte kalkıldıktan sonra ilk olarak köy çeşmesine gidilir, el yüz yıkanır ve başın arkasına serpilerek gelecek senenin daha sağlıklı ve güçlü geçireleceğine inanılır.

Yeşillenme adetinin devamı ise dut,nar ve çınar ağacına sarılmakla devam eder. Dut ağacının hastalıkları ,dertleri,sıkıntıları kişiden alıp kendisine çektiği inancı yaygındır. Nar ağacının soyu çoğaltacağına, nar meyvesinin özeliğine dayanaraksoyun kuvvetli v eve çok olacağına ki inanış vardır.

Çınar ağacına sarılmanın da çınarın çok köklü,kuvvetli, dayanıklı olma özelliklerinin sarılana geçeceğine dair bir kanaat hakimdir.

Çimenlere yuvarlanma, ağaçlara sarılma ritüellerinden sonra evlere dönülürken, koparılan çimenler,çınar yaprakları, otlar ve çiçekler evlerin kapılarına,pencerelerine, ahırların kapılarına asılarak tazeliğin,bolluk ve bereketin evlere ulaşması amaçlanmaktadır.

Kısmet kapama adeti ve Martufal

6 Mayıs sabahı küpten manlier çekecek olan kızın, bir gün öncesinden bulunup kısmetinin bir günlüğüne kapatılması ile başlar. Aynı akşam yeni gelin olan evde kızlar ve kadınlar bir araya gelir ve en yakınlarına değin birer nişan (yüzük,düğme,iğne,küpe,bilezik vb.) “pote” toprak kabın içine bırakırlar.Tam güneş batacağı sırada, evin en yaşlı kadını misafirlerle birlikte bahçeye çıkarak “pote”yi kırmızı fesle örtükten sonra bir gülün dibine yerleştirirler. Yaşlı kadın fese yüzünü surer ve şöyle der: “kırk oğlan ve kırk kızın talihlerini kilitledim !” Bunun üstüne bir kilit bırakılır ve gece boyunca orada kalır. Ertesi gün güneş doğmadan gül etrafında toplanılır ve yaşlı kadın kilit halkasını bir genç kızın saçları arasından geçirir ve der ki : “Kırk kız ve kırk oğlanın talihini açarım”. “Pote” eve götürülür,misafirler geldikten sonra küçük bir çocuk tarafından “pote”den nişanlar çıkarılmaya başlar.Buna da “Martufal” denir. Nişan çıkarılmazdan once ezgiyle bir mani söylenir ve çıkarılan nişanın manisi olur.

Bazı köylerde kısmet kapatılacak kızlar özenle seçilir (Doğu Makedonya). Köyün en masum,güzel ve sevilen kızları kısmeti kapatılan kızlar olarak seçilir. Bir tülbente nişanlar toplanır(ot,çiçek ,yaprak)ve bir küpün içine atılır.Küpün ağzı mavi nazar boncuklarıyla sarılır. Kırmızı bir tülbentle bağlanır ve gül dallarıyla sarılır, birde asma kilit takılır. Bir gül ağacının dibinde bırakılır.

6 Mayıs günü maniler söyleyerek,dağul zurna eşliğinde gül ağacının dibinden küp alınır ve bir ağacın altında durulur. Kısmeti kapatılan kız gelir ve küpün altına girerek kısmeti açılır ve bir mani söyleyerek küpten bir dilek çeker başının üstündeki tülbente atar. Nişan kime ait ise mani de ounu için söylenmiş olur.

Radoviş bölgesinde,6 Mayıs sabahı, banyo yapıp törenli bir biçimde giyinmiş olan kadınlar,evlerinde birer bardak süt veya ayran içerek mnatifal küpünün konduğu yerde toplanırlar. Onlarla birlikte küçük çocuklar ve bulûğ çağına henüz gelmemiş olan erkek ve kız çocukları da geliyorlar. Hepsi toplandıktan sonra daha önce küpü kapatan kadın küpü alıp tekrar aynı kızın başına koyarak “Kirk bir dul kari kapadım, kırk bir kız açarım” sözleriyle kilidi açar ve anatarı aynı yere koyar. Küpten çıkarılan kırmızı mendille küpün yanındaki kızın başını örtüp, sol eline bir ayna vrirler. Bu âdete iştirak edenlerin hepsi çember şeklinde küpün etrafında oturuyorlar. Ev sahibi olan kadının işareti üzerine, küpün yanındaki kız elini küpün içine sokarak bir avuç ot çıkarır. Bu sırada, törene iştirak eden bütün kadınlar ilk üç maniyi söylemeye başlıyorlar:

 

Mantifalin mantifal

Mantifalin başi var

Er kimlere düşerse

Devlet ile bahti var

 

Maniciyim ezelden

Gönlüm gitmez güzelden

Gönlümün gözi çiksın

Sevmeseydim ezelden

 

Manici başi misın

Cevair taci misın

Yollayayım bir mani

Koynunda taşırmisın

Sonuç

Hıdırellez Adetleri, binlerce yıl kutlanan örf ve âdetimizdir. Baharın gelişini müjdeleyen, yeni dönemin habercisi olan, hayatımızı ve geleceğimizi yeşerten anlamlı kutlamalar her yıl 5 Mayıs akşamı ve 6 Mayıs sabahı ve gündüzü kutlanmaktadır. Akşamdan köylerimizin genç kızları Hıdırellez küpü’nle sokak sokak dolaşarak her evden Hıdırellez nişanı küpe koyuyorlar ve sonunda gül acı altında Hıdırellez küpü geceler. Erkek gençler Hıdırellez küpün zarar görmemesi için nöbet tutarlar. 6 Mayıs sabahı tüm insanlar erken saatlerde yakında var olan yeşilliklere çıkıyorlar: çimenlere, otlarla, çiçeklerle doya doya bakıyorlar sarılıyorlar ve üzerine bu yeşilliklerden takıyorlar. Ve sonra tüm ahali Hıdırellez meydanlığına toplanıyor. En yüksek en uygun ağaca Hıdırellez Salıncağı kuruluyor. Şenlik başlıyor, ev hanımları yöre yemekleri pişirip ikramiye olarak getiriyor, yörük ayranları döğülüp gümlerle içmeye sunuluyor, helvalar, şerbetler buna keza, yöre müzisyenleri çalgıları elinde eğlenceye neşe getiriyorlar. Meydanlık iyice canlanınca kızlar Hıdırellez küpünü gül ağacı altından meydanlığına getiriyorlar. Meydanlıkta duvakla örtülü küpten birer birer herkezin Hıdırellez nişanı çıkarılır. Her nişana mani söylenir. Mani nişanın şansını belirlermiş. Hıdırellez nişanı sahibine ulaşınca, sırada sallanmak geliyor. Salıncakta sallanan kişi nişanını yüksekten etrafa atılıyor ve dilek ve istekler tutuluyor, bu isteklerin, dileklerin yıl içerisinde gerçekleşmesi bekleniyor. Eğlenceler gün boyunca devam ediyor.

 

 

KAYNAKÇA

Şerife Seher Erol Çalışkan, International Journal of Science Culture and Sport

(IntJSCS) July 2015: Special Issue, Türklerde Hıdrellez İnancı: Makedonya Örneği

Muzaffer Tufan, Makedonya Türk Hıdırlezi, Gülce Edebiyat Akımı,  29.09.2011

Alaattin Uca, Türk Toplumunda Hıdrellez – II, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı35 Erzurum 2007 -251sayfa

Hüseyin Şirvan, Makedonya Türklerinde Hıdrellez (Idırlez) Hayata ve Balkanlara Dair…6 Mayıs 2015 http://huseyinsirvan.blogspot.mk/2015/05/makedonya-turklerinde-hidrellez-idirlez_44.html

Sedat Uğurlu, Makedonya-Valandova Hıdrellez adetlerinden “Yeşillenme”,”Kısmet Kapatma” ve “Martufal çekme” adetleri, TÜRÜK Uluslararası Dil,Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, 2015, Sayı:5, Sayfa 37-66

Hamdi Hasan, Makedonya Türklerinde Nevruz ve Hıdırellez Kutlamaları ile İlgili Âdet ve Uygulamalar, Hikmet 19,Mayıs 2006,  s. 21-30

Avni Salih, “Ohri Türkleri Arasında Örfler”, Sesler, Yıl XI, Sayı 95, Üsküp, 1975, s. 107-113

Yusuf Söğutdelen, Şenol Tahir’le Reportaj,  Makedonya’da bir Türk Festivali ve Makedonya’da Türkler, Rumeli Balkan stratejik araştırmalar merkezi 22.05.2014

Ago Arif , “Ohri, Radoviş ve İştip İlçelerinde Yaşayan Türk Halkının Hıdrellez Adet ile Manileri ”, Sesler Aylık Toplum–Sanat Dergisi, Sayı 174, Yıl: 1983, s.124.

 

 

 

 

 

 

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Makedonya’da Türk Kültürünün Dünü, Bugünü ve Yarını

Eyüp SALİH- Türklerin Balkan topraklarında ki varlığı  4’üncü yüzyıla dayansa da Osmanlı’ların 14’üncü yüzyılda yoğun …