Doğa ile iç içe bir grup: Balkan Türkleri

teknolog 21 Temmuz, 2009 0
19.07.2009 Pazar günü Aytepe- Kungul- Kazandere mevkiinde gerçekleşecek gezimize başlamak üzere 44 kişilik ekibimiz dernekte bir araya geldi. Dernek Genel Başkanımız Bülent Karagöz’ün bizi uğurlamasıyla keyifli yolculuğumuza başladık. Yol boyunca keyifli sohbetlerle yürüyüşümüzün başlangıç noktasına vardık. Rehberimiz Tansu Bey, yapılacakları anlatmasının ardından temiz havayla birlikte eğlenceli dakikalar başlamış oldu.
Düz yolda yürümek istemeyen genç ruhlu bazı arkadaşlarımız daha zorlu parkurları denemek istediklerini söyleyince bir grup, düz yoldan ayrılarak sık ormanın içinden tırmanmaya başladık. Zirveye ulaştığımızda ağaçların güzel manzarası tüm zorluğa değdi. Geri dönüp ekibin geri kalanını aldıktan sonra kolay olacağını düşündüğümüz yürüyüşümüze devam ettik. 1200’lü metrelere vardığımızda uzayan otların arasından geçmek zor ama eğlenceliydi. Yer yer akan dereciklerdeki sularla oynamakta ayrı bir zevkti.
Öğle saati başlayınca artan yemek sesleri grubumuzun en yüksek sesi oldu. ‘Hard disk’ adı verilen vadiye vardığımızda buz gibi akan suyuyla bir dere ve pişmekte olan sucuklarımız bizi bekliyordu. 1 buçuk saatlik aradan sonra yürüyüşümüz kaldığı yerden devam etti. Merkezlerdeki sıcak havaya rağmen yüksek ve gölgelik yerlerde havanın serin olması birazda olsa rahatlamamıza yardımcı oldu.
4 buçuk saati yürüyerek geçen 6 saatlik doğa gezimiz başladığımız noktaya ulaştığımızda son buldu. Herkesin üzerinde tatlı bir beden yorgunluğu, zihinlerimizde ise büyük bir dinlenme vardı.
Grubumuz, rehberimizden bir dahaki sefere daha zorlu bir parkurda buluşma sözü alarak günü tamamlamanın mutluluğunu yaşadılar.

19.07.2009 Pazar günü Aytepe- Kungul- Kazandere mevkiinde gerçekleşecek gezimize başlamak üzere 44 kişilik ekibimiz dernekte bir araya geldi. Dernek Genel Başkanımız Bülent Karagöz’ün bizi uğurlamasıyla keyifli yolculuğumuza başladık. Yol boyunca keyifli sohbetlerle yürüyüşümüzün başlangıç noktasına vardık. Rehberimiz Tansu Bey, yapılacakları anlatmasının ardından temiz havayla birlikte eğlenceli dakikalar başlamış oldu. Düz yolda yürümek istemeyen genç ruhlu bazı arkadaşlarımız daha zorlu parkurları denemek istediklerini söyleyince bir grup, düz yoldan ayrılarak sık ormanın içinden tırmanmaya başladık. Zirveye ulaştığımızda ağaçların güzel manzarası tüm zorluğa değdi. Geri dönüp ekibin geri kalanını aldıktan sonra kolay olacağını düşündüğümüz yürüyüşümüze devam ettik. 1200’lü metrelere vardığımızda uzayan otların arasından geçmek zor ama eğlenceliydi. Yer yer akan dereciklerdeki sularla oynamakta ayrı bir zevkti. Öğle saati başlayınca artan yemek sesleri grubumuzun en yüksek sesi oldu. ‘Hard disk’ adı verilen vadiye vardığımızda buz gibi akan suyuyla bir dere ve pişmekte olan sucuklarımız bizi bekliyordu. 1 buçuk saatlik aradan sonra yürüyüşümüz kaldığı yerden devam etti. Merkezlerdeki sıcak havaya rağmen yüksek ve gölgelik yerlerde havanın serin olması birazda olsa rahatlamamıza yardımcı oldu. 4 buçuk saati yürüyerek geçen 6 saatlik doğa gezimiz başladığımız noktaya ulaştığımızda son buldu. Herkesin üzerinde tatlı bir beden yorgunluğu, zihinlerimizde ise büyük bir dinlenme vardı.
Grubumuz, rehberimizden bir dahaki sefere daha zorlu bir parkurda buluşma sözü alarak günü tamamlamanın mutluluğunu yaşadılar.

Bir Cevap Yazın