Catherine Lalumiere: Avrupa’ın yeni bir Rönesans’a ihtiyacı var

Balkanlardan Haberler
İçeriği Paylaş

Eski cumhurbakanlarımızdan Jelyu Jelev tarafından ‘Bulgar demokrasisinin vaftizcisi’ olarak adlandırılan Catherine Lalumiere 16 Ekim günü, ülkemizin Avrupa Konseyi’ne kabulünün 20’inci yılında yeniden Bulgaristan’ı ziyaret etti. Avrupa’nın bu en eski örgütünün o zamanki genel sekreteri bugün Bulgaristan’ı çok değişik buluyor.Şöyle diyor:

“Bulgaristan 20 yıl içinde çok büyük ilerleme kaydetmiştir. İlk gelişimde Bulgar yurttaşlarının hüzünlü yüzleriyle karşılaştım. Şimdi bambaşka bir ortamı görüyor, özellikle gençlerin yüzlerinde yeniden sağlanan özgürlüğün esintisini hissediyorum. Bütün sorunların çözülmüş olduğunu demiyorum. Çözüm bekleyen sosyal sorunların varolduğunu, birçok insanın yoksulluk içinde yaşadıklarını biliyorum. Bu, arzu ettiğimiz Avrupa için kabul edilebilecek bir gerçek değildir.”
Bulgaristan’ın 1992’de Avrupa Konseyi üyesi olması nedeniyle Sofya Kültür Sarayı’nda o zaman düzenlenen törene dönerken Bayan Lalumiere şunu itiraf etti:
“İnsanların gözlerindeki o büyük umut ışığına hayran kaldım.Duyduğum heyecanın yanı sıra boğazımı sıkan bir korku da hissettim. Şimdi gördüğüm ilerleme gönlümü ısıtıyor.”

Birleşik Avrupa’nın yanlısı olan Catherine Lalumiere, Berlin Duvarı’nın düşmesiyle doğan büyük coşku ve buna bağlanan büyük umutlardan sonra Avrupa’nın şimdi ekonomik, manevi, sosyal ve politik bir kriz içinde olduğunu, Avrupa Birliği’nin bir yol kavşağında bulunduğunu, ona da dokunan evrensel krizin temel fikirlerinden bazılarını sınamalarla yüzyüze getirdiğini belirtiyor.
Catherine Lalumiere’e göre bunun tek reel çıkış yolu Avrupa Birliği’nin birleşme süreçlerini yoğunlaştırması, aynı zamanda topluluğun biraz geri planda kalan temel değerlerine yeniden dönmesidir.
İşte bu konudaki görüşü:

“Milliyetçiliğe sığınmak Avrupa için ağır bir hata, bir felaket olur. Bu olursa, Avrupa’nın toplumsal bünye, düşünme, hayat biçimi modelini, insan haklarına, özgürlük ile sosyal adalete, refaha saygı göstermek gibi kültürümüzün bütün iyi taraflarını altüst edecek.Dünya şimdi eskisinden çok farklıdır ve Almanya gibi güçlü bir devlet bile kendi çıkarlarını tek başına savunamaz.Sadece reformlara giden ve daha güçlü olan bir Avrupa Birliği Avrupa halklarının çıkarlarını savunabilir.”

Avrupa yurttaşları ile Avrupa Birliği arasında bağlayıcı bir birim olmaya çalışan ‘Avrupa’nın Evi’ sivil toplum kuruluşunun şimdiki müdürüne göre ‘Avrupa’nın yeni bir Rönesans’a ihtiyacı var’. Catherine Lalumiere, şimdi tanık olduğumuz Avrupa konusundaki ihtyatlı davranışların büyük ölçüde 1929 yılından itibaren yaşanan bu en büyük krizden kaynaklandığını savunuyor. Ancak bunun Avrupa kuruluşlarının yaptıklarından değil, yapmadıklarından kaynaklandığını düşünüyor. ‘
Catherine Lalumiere, Avrupa Birliği’nin yakınlarda layık görüldüğü Nobel barış ödülünü tamamen hakettiğini ve zamanımızın çok büyük güçlükleri ve sınamalarına rağmen, seçtiği yola devam etme kararlılığına bir özendirme olarak gördüğünü ifade ederek sözlerini şöyle bağladı:”Avrupa halkları, bazen acımasız uyuşmazlıklarda ifadesini bulan 30 yüzyıllık rakiplik ve rekabetten sonra bu paradigmayı tamamen değiştirerek 1945 yılından itibaren barış ve işbirliği içinde yaşamaya başladılar.”

Çeviri: Neli Dimitrov

http://bnr.bg


İçeriği Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.