Bulgarlaştırma sürecinin Şehitleri anıldı

Haberler
Hak ve Özgürlükler Hareketi, Dospat Belediyesinin Barutin köyünde Bulgarlaştırma süreci suçlularının dava edilip, hüküm almalarını istedi. Köyde 1972 yılında Totaliter rejim tarafından gerçekleştirilen “Soya Dönüş” politikası kurbanlarını anma törenine katılanların tümü, kanlı olaylarda eli olan yüksek makamlı ve sorumluların mahkum edilmediğine karşı deklarasyon kabul ettiler.
Protesto deklarasyonunda “Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) temel hakları ve özgürlükleri çiğneyen, insanlık ayıbı Bulgarlaştırma sürecini şiddetle kınıyor. Bu eylem farklı dini inanca sahip Bulgaristan vatandaşları arasında uzun yıllar için ayrımcılık, kin ve güvensizlik yarattı. Sivil vatandaşlara karşı işlenen suçlar unutulmuyor ve mağdurların hafızasında ebedi kalıyorlar. Bu kanlı olay günlerinde orada bulunan yüksek makamlı şahısların huzurunda işlenen kanlı olaylar açıklanmalı, suçlular ise cezalandırılmalı” deniliyor.
Parlamento Başkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Baş savcıya gönderilen protesto deklarasyonunda, HÖH bu kurumların, kanlı eylemi gerçekleştiren şahıslara gösterdikleri sükunete açık bir şekilde karşı çıkıyor. Deklarasyonda “Soya Dönüş” sürecinin suç olarak nitelendirilmesi çağrısında bulunuyoruz! ”Soya Dönüş” suçunun zaman aşımı olamaz” ifadeleri yer alıyor.
Bulgarlaştırma süreci kurbanlarını anma töreninde Meclis Başkan Yardımcısı Hristo Biserov, HÖH Başkan Yardımcısı Aliosman İmamov, HÖH Smolyan milletvekilleri Arif Aguş ve Elin Andreev, Merkez Yürütme Kurulu Genel Sekreteri Mustafa Karadayı, HÖH Gençlik Kollları Başakanı Ceyhan İbramov, Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolos vekili Elif Kutlu, Smolyan ve Blagoevgrad Bölge Müftüleri, İskeçe’den resmi misafirler, Kırcaali, Tsar Kaloyan, Devin ve Borino Belediye Başkanları hazır bulundular. Kırcaali, Razgrad, Blagoevgrad, Plovdiv, Stara Zagora ve başka bölgelerden gelen büyük gruplar dikkati çektiler. 16, 17 ve 18 Mart 1972 tarihlerinde Barutin’de vuku bulan olaylarda kurban olan ve ardından siyasi baskıya maruz kalan Camal Çolakov, bu soğuk günlerde başına gelenleri sözle canlandırdı. Onun hikayesi törende bulunanları duygulandırdı.
Arif Aguş, 18 Mart 1972 tarihinden, gizliliği kaldırılmış belgeleri okuyup, dağıttı. Onlara göre, Barutin’de gerçekleşen kanlı olaylar sırasında ve ardından yapılan işkenceler sırasında, olay yerinde o zamanın Smolyan il savcısı ve polis şefi bulunmuşlar. Bu görevliler, şiddetin durdurulması için hiçbir şey yapmamışlar ve onların emri altında olan kişilerin hareketi Necibe Kelosmanova ve Emine İbrahimova’nın ölümüne ve Camal İbrahim, Feim Poçenli, Kemil Kurtov, Fatma Kehayova, Silvie Poçenlieva ve Cemile Kelosmanova’nın ağır yaralanmalarına sebep olmuş.
Arif Aguş’un dile getirdiği “ATAKA’nın faaliyeti Müslümanlara karşıdır” sözlerinin devamı olarak, Hristo Biserov, Bulgaristan’ı yönetenlere ATAKA’yı iktidardan çekme çağrısında bulundu. Biserov konuşmasında, milliyetçilerin iktidarda bulundukları esnada Bulgaristan’da olumsuz süreçlerin başlayacağını belirtti. Meclis Başakan Yardımcısı, “Ülke yönetiminde Türkiye ile çekiştirmeyi hedefleyen, Bulgaristan Milli Televizyonunu Türkçe haberler için kuşatan partilerin yeri yok” dedi. Aliosman İmamov, birkaç defada gerçekleştirilen “Soya Dönüş” gerçeğinin hiçbir ders kitabında okunulmasının mümkün olmadığını belirtti. O, hükümetin işini değerlendirmesinde her türlü vergi ve yüksek sigortaları yürürlüğe geçirerek, çiftçilerin açlık sınırına dayandıklarını öne sürdü.
Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis konuşmasında, ülke yönetiminde görülen polisiyeli, fakirlik, sosyal gerilimin en doruk noktaya ulaşması ve hükümetin bazı Belediye Başkanlarına karşı çifte standart uygulamasına karşı duyduğu endişeyi dile getirdi.
Tsar Kaloyan Belediye Başkanı Ahmed Ahmedov’un anma töreninde verdiği mesajda, Bulgaristan’ın her zamankinden daha çok HÖH’e ihtiyacı olduğuna kesin inancını ifade etti.
O, imamların tutuklanması, dini kitaplara el konulması ve Bulgaristan Müslümanlarının dini liderlerini özgürce seçme hakkının elden alınmasından ciddi endişe duyduğunu belirtti.
HÖH Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ayruş Haci, toplanmış kalabalığa, “Soya Dönüş” süreci uygulandığı zamanlarda, Müslümanlar arasında daha sıkı birlik, dayanışma ve mücadele etme gücü olduğunu hatırlattı.
Anma Törenine katılanlar, Bulgarlaştırma süreci kurbanlarının anısına çelenkler koydular.
İsmail KÖSEÖMER

Hak ve Özgürlükler Hareketi, Dospat Belediyesinin Barutin köyünde Bulgarlaştırma süreci suçlularının dava edilip, hüküm almalarını istedi. Köyde 1972 yılında Totaliter rejim tarafından gerçekleştirilen “Soya Dönüş” politikası kurbanlarını anma törenine katılanların tümü, kanlı olaylarda eli olan yüksek makamlı ve sorumluların mahkum edilmediğine karşı deklarasyon kabul ettiler.
Protesto deklarasyonunda “Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) temel hakları ve özgürlükleri çiğneyen, insanlık ayıbı Bulgarlaştırma sürecini şiddetle kınıyor. Bu eylem farklı dini inanca sahip Bulgaristan vatandaşları arasında uzun yıllar için ayrımcılık, kin ve güvensizlik yarattı. Sivil vatandaşlara karşı işlenen suçlar unutulmuyor ve mağdurların hafızasında ebedi kalıyorlar. Bu kanlı olay günlerinde orada bulunan yüksek makamlı şahısların huzurunda işlenen kanlı olaylar açıklanmalı, suçlular ise cezalandırılmalı” deniliyor.
Parlamento Başkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Baş savcıya gönderilen protesto deklarasyonunda, HÖH bu kurumların, kanlı eylemi gerçekleştiren şahıslara gösterdikleri sükunete açık bir şekilde karşı çıkıyor. Deklarasyonda “Soya Dönüş” sürecinin suç olarak nitelendirilmesi çağrısında bulunuyoruz! ”Soya Dönüş” suçunun zaman aşımı olamaz” ifadeleri yer alıyor.
Bulgarlaştırma süreci kurbanlarını anma töreninde Meclis Başkan Yardımcısı Hristo Biserov, HÖH Başkan Yardımcısı Aliosman İmamov, HÖH Smolyan milletvekilleri Arif Aguş ve Elin Andreev, Merkez Yürütme Kurulu Genel Sekreteri Mustafa Karadayı, HÖH Gençlik Kollları Başakanı Ceyhan İbramov, Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolos vekili Elif Kutlu, Smolyan ve Blagoevgrad Bölge Müftüleri, İskeçe’den resmi misafirler, Kırcaali, Tsar Kaloyan, Devin ve Borino Belediye Başkanları hazır bulundular. Kırcaali, Razgrad, Blagoevgrad, Plovdiv, Stara Zagora ve başka bölgelerden gelen büyük gruplar dikkati çektiler. 16, 17 ve 18 Mart 1972 tarihlerinde Barutin’de vuku bulan olaylarda kurban olan ve ardından siyasi baskıya maruz kalan Camal Çolakov, bu soğuk günlerde başına gelenleri sözle canlandırdı. Onun hikayesi törende bulunanları duygulandırdı.
Arif Aguş, 18 Mart 1972 tarihinden, gizliliği kaldırılmış belgeleri okuyup, dağıttı. Onlara göre, Barutin’de gerçekleşen kanlı olaylar sırasında ve ardından yapılan işkenceler sırasında, olay yerinde o zamanın Smolyan il savcısı ve polis şefi bulunmuşlar. Bu görevliler, şiddetin durdurulması için hiçbir şey yapmamışlar ve onların emri altında olan kişilerin hareketi Necibe Kelosmanova ve Emine İbrahimova’nın ölümüne ve Camal İbrahim, Feim Poçenli, Kemil Kurtov, Fatma Kehayova, Silvie Poçenlieva ve Cemile Kelosmanova’nın ağır yaralanmalarına sebep olmuş.
Arif Aguş’un dile getirdiği “ATAKA’nın faaliyeti Müslümanlara karşıdır” sözlerinin devamı olarak, Hristo Biserov, Bulgaristan’ı yönetenlere ATAKA’yı iktidardan çekme çağrısında bulundu. Biserov konuşmasında, milliyetçilerin iktidarda bulundukları esnada Bulgaristan’da olumsuz süreçlerin başlayacağını belirtti. Meclis Başakan Yardımcısı, “Ülke yönetiminde Türkiye ile çekiştirmeyi hedefleyen, Bulgaristan Milli Televizyonunu Türkçe haberler için kuşatan partilerin yeri yok” dedi. Aliosman İmamov, birkaç defada gerçekleştirilen “Soya Dönüş” gerçeğinin hiçbir ders kitabında okunulmasının mümkün olmadığını belirtti. O, hükümetin işini değerlendirmesinde her türlü vergi ve yüksek sigortaları yürürlüğe geçirerek, çiftçilerin açlık sınırına dayandıklarını öne sürdü.
Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis konuşmasında, ülke yönetiminde görülen polisiyeli, fakirlik, sosyal gerilimin en doruk noktaya ulaşması ve hükümetin bazı Belediye Başkanlarına karşı çifte standart uygulamasına karşı duyduğu endişeyi dile getirdi. Tsar Kaloyan Belediye Başkanı Ahmed Ahmedov’un anma töreninde verdiği mesajda, Bulgaristan’ın her zamankinden daha çok HÖH’e ihtiyacı olduğuna kesin inancını ifade etti.
O, imamların tutuklanması, dini kitaplara el konulması ve Bulgaristan Müslümanlarının dini liderlerini özgürce seçme hakkının elden alınmasından ciddi endişe duyduğunu belirtti.
HÖH Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ayruş Haci, toplanmış kalabalığa, “Soya Dönüş” süreci uygulandığı zamanlarda, Müslümanlar arasında daha sıkı birlik, dayanışma ve mücadele etme gücü olduğunu hatırlattı. Anma Törenine katılanlar, Bulgarlaştırma süreci kurbanlarının anısına çelenkler koydular.
İsmail KÖSEÖMER

Bir Cevap Yazın