Balkan Savaşı Avrupa’yı neden telaşlandırmıştı?

Balkanlardan Haberler

Avrupa devletlerinin en büyük endişesi Osmanlı Devleti’nin Balkan Savaşından galip çıkması idi. Böyle bir durumda Osmanlı Devleti Balkanların tekrar tek hakimi olabilir ve en az yüzyıllık çalışma boşa gidebilirdi.

 

Osmanlı Devleti ile Karadağ arasında 8 Ekim 1912 tarihinde savaş başlaması Balkan savaşını da resmen başlatmıştı. İlerleyen günlerde diğer Balkan Devletlerinden Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan da Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiler. Avrupa’nın büyük devletleri Balkan savaşının başlaması ile telaşa kapıldılar. Peki neydi onları bu derece endişenlendiren sebep?

20.Yüzyılın başlarına gelindiğinde sömürgecilik ve milliyetçilik Avrupa’da gerilimi iyice arttırmıştı. Birinci endişe Balkan Savaşlarının bu gerilimi bir dünya savaşına dönüştürmesiydi. Ancak onlar daha çok ikinci ihtimalden endişeleniyorlardı. İkinci endişe ise Osmanlı Devleti’nin Balkan Savaşından galip çıkması idi. Böyle bir durumda Osmanlı Devleti Balkanların tekrar tek hakimi olabilir ve en az yüzyıllık çalışma boşa gidebilirdi.

Balkanlar konusunda eskiden beri anlaşamayan ve bir çekişme içerisinde olan Avusturya ve Rusya bu konuda birlikte hareket ettiler. Osmanlı devleti ile Karadağ arasında savaşın başladığı 8 Ekim 1912’de büyük devletler adına ortak bir bildiri yayınladılar. Bu bildiride savaşın sonunda balkanlarda herhangi bir sınır değişikliğinin kabul edilmeyeceği ilan edildi. Savaşın sonucu ne olursa olsun Balkanlardaki statükonun korunması amaçlanıyordu.

Balkan savaşı sonunda beklenmeyen bir şey oldu ve Osmanlı Devleti yenildi. Osmanlı Devleti Çatalca’ya kadar geri çekildi. Rumeli’deki topraklarının büyük kısmını teslim olmayan Yanya, İşkodra ve Edirne hariç kaybetti. Osmanlı Devleti ‘nin isteği ile 3 Aralık 1912’de ateşkes antlaşması imzalandı.

Şimdi ne olacaktı, büyük devletler savaşın başında yayınladıkları bildiriye sadık kalıp sözlerini tutacaklar mıydı? Hayır. Çünkü bu bildiride bütün hesaplar Osmanlı Devleti’ni galibiyeti üzerine yapılmıştı. Aslında 1444 yılında Kardinal Cesarini ‘’dinsiz Müslümanlara verilen sözün hiçbir değeri olmadığını’’ söyleyip Edirne-Segedin antlaşmasını geçersiz ilan ederken gelecekteki Avrupa’nın İslam dünyası siyasetinin de yol göstericilerinden biri olmuştu.

Balkan bunalımına çözüm bulmak ve kalıcı barış oluşturmak için 17 Aralık 1912 tarihinde Londra’da uluslar arası bir konferans düzenlendi. Başlangıçta sessiz kalan büyük devletler konferansın sonuçsuz kalması üzerine Balkan Devletlerinden yana açıkça tavır aldılar. Osmanlı Devletine 17 Ocak 1913 tarihinde ortak bir nota verdiler. Bu notada Osmanlı Devletinden Edirne’den vazgeçmesini, Ege Adalarının geleceğinin kendilerince belirlenmesini istiyorlardı. Çıkması muhtemel yeni bir savaşta Osmanlı Devleti’nin güç bir durumla karşılaşabileceği hatırlatmasında bulunmaktan da geri durmadılar.

Bu nota fazla söze gerek bırakmamaktadır. Çünkü savaşın başında statükonun değişmeyeceği garantisini veren bu devletlerin sözlerini unuttukları açıkça görülüyor. Osmanlı Devleti sözkonusu olunca verilen söz bir kenara bırakılmıştı.

Sonuçta imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti Midye-Enez çizgisinin doğusuna çekildi. Balkanlarda bıraktığı topraklar Balkan Devletleri arasında paylaşıldı. Fakat bu paylaşım onları fazla memnun etmeyecektir.

 

Kaynak: İsmail Çal / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni