Balkan Sevdası

Doğan Aydın- Osmanlı’nın en az beş yüz sene hüküm sürdüğü coğrafya olan balkanlar, Türk milletinin sevdasıyla güzelleşmiştir. Balkanların fethinden önce buralara gelen öncü alperenlerin yapmış olduğu gönül fetihleri, kendisinden sonra gelen Osmanlı akıncılarının işini kolaylaştırmıştır. Manevi fetihlerin arkası, maddi fetihlerle zafere ulaşmıştır. Bu sayede Anadolu’nun birçok yerinden, başta Konya Karamanoğlu Beyliği olmak üzere, insanlar balkan coğrafyasına yerleşmişlerdir. Beş yüz sene, bölge halkı ile huzur içinde yaşamışlardır. Bu zaman içinde Osmanlı, en çok eserlerini bu bölgeye yapmıştır. Ecdadımızla ne kadar gurur duysak azdır. Onların gösterdiği adaleti, refahı, medeniyeti, günümüzdeki hiçbir sözde medeni Avrupa gösterememiş, aksine bu coğrafyayı daima kan ve gözyaşı içinde bırakmıştır.

Bu coğrafyaya beş yüz sene önce gelen ecdadın torunları, Osmanlı’nın gerilemesi ile birlikte büyük bir katliam ve soykırıma maruz bırakılmıştır. Bu soykırımdan canını kurtaranlar yüz yirmi beş senedir Anadolu topraklarına çeşitli zamanlarda geri dönmüşlerdir. Ülkemizde on milyona yakın macır denilen göçmen insanlarımız vardır. Bu insanlar ülkemizin, kurtuluş harbi ile başlayan kalkınma ve medenileşmesinde büyük rol oynamışlardır. Çalışkan, vatanperver ve yumuşak huylu olmaları ile hemen kendilerini belli ederler. Asla kanun ve nizamlara karşı gelmezler. Hiçbir terör olayında, taş atan, cam kıran, çiçekleri sopalayanların arasında onları göremezsiniz. Onlar her daim tevazu ve becerileriyle devletinin yanındadır. Adam kayırma, torpil isteme gibi hareketler göçmenlerin başvurmadığı hususlardır. Hallerine rıza gösterirler, hiç kimsenin hakkına tecavüz etmezler. Balkanlarda Türk diye kıyıma uğrarken, vatanlarına geldiklerinde, birçok cahil insanın Bulgar veya Yunan yakıştırmalarına maruz kalmışlardır. Evladı Fatihan olan, öz be öz Türk olan, soydaşlarımız kısa zamanda çalışkanlıkları ile bulundukları yerde ev, bark sahibi olmuşlardır.

Şimdi sıra balkanlarda bıraktığımız insanlara kucak açmaya gelmiştir. Onları bulundukları yerlerde güçlü duruma getirmek boynumuzun borcudur. İnançlarını, kültürlerini muhafaza etmek, bizim birinci vazifemizdir. Arkasından onları bulundukları coğrafyada iş sahibi, söz sahibi olmalarını sağlamak gelmektedir. Bu hem onların geleceği, hem bizlerin, Türkiye’nin geleceği hem de balkan halkının barışı için gereklidir. Unutmayalım ki güçlü Türkiye için barış içinde yaşayan güçlü Balkanlara ihtiyaç vardır. Bizim balkan sevdamızın temelinde bu hususiyetler yatmaktadır.

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Göçmen kızı

Doğan Aydın- Beş yüz sene bir arada yaşadık. Sizler birbirinizi doğrarken, medeniyet getirdik sizlere. Yol …