Ateşkes biterken D. Karabağ sorununun tarihi arka planı

Admin 29 Aralık, 2015 0

Dağlık Karabağ’daki cephe hattında ateşkes ihlalleri artıyor. Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Artsrun Hovhannisyan, “Ateşkes bitti, savaş halindeyiz” ifadelerini kullandı. Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si halen Ermenistan’ın işgali altında bulunuyor.

 

Dağlık Karabağ’daki cephe hattında artan ateşkes ihlallerinin ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermeni mevkidaşı Serj Sarkisyan İsviçre’de görüştü. Liderler görüşme sonrası herhangi bir açıklama yapmadı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Dağlık karabağ sorununun çözümü için İsviçre’nin başkenti Bern’de bir araya geldi.

İsviçre Dışişleri Bakanı Didiye Bürkalte’nin sahipliğinde yapılan görüşmede, son dönemlerde cephe hattında artan ateşkes ihlalllerinin sona erdirilmesi üzerinde duruldu. Toplantıya Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT bünyesinde Karabağ sorununun çözülmesi için kurulan Minsk Grubu’nun eş başkanları da katıldı.

Liderler görüşme sonrası açıklama yapmazken, İsviçre Dışişleri Bakanlığı sorunun ancak kapsamlı bir müzakere süreciyle çözülebileceğini ifade etti. AGİT temsilcileri ise “Bu toplantı tarafların diyalog içinde kalması açısından önemliydi” derken, görüşmenin ana gündeminin artan gerilim olduğunu doğruladı.

Yetkililer, tarafların Minsk grubunun arabulucuğuna bağlı olduklarını teyit ettiğini de duyurdu. 20 yılı aşan bir süredir diplomatik çabalara öncülük eden agit Minsk grubu, çözüm yolunda somut bir ilerleme sağlayamamakla eleştiriliyordu. İki lider, son olarak geçtiğimiz yıl Paris’te görüşmüştü. Paris’teki görüşmeye katılan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, bölgedeki statükonun daha fazla devam ettirilemeyeceğini ve tarafların kalıcı barış için daha fazla adım atması gerektiğini dile getirmişti.

1994 yılında sağlanan ateşkesin ardından başlayan diplomatik çabalara rağmen soruna bir çözüm bulunabilmiş değil. Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si halen Ermenistan’ın işgali altında bulunuyor.

ERİVAN’DAN KRİTİK AÇIKLAMA

Dağlık Karabağ’daki cephe hattında ateşkes ihlallerinin arttığı bir dönemde, Erivan’dan gelen bir açıklama gerilimin daha da artmasına neden oldu. Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Artsrun Hovhannisyan, “Ateşkes bitti, savaş halindeyiz” ifadelerini kullandı. Sözcü, Azerbaycan’ın cephe hattında ağır silahlar kullandığını öne sürerek, “savaş” kelimesini kullanmak zorunda olduğunu söyledi.

Hovhannisyan, “Bugün bir savaşın içindeyiz. Azerbaycan tank, havan topu, uçaksavar gibi var olan tüm silahları kullanıyor” dedi. Bu iddialara yanıt Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hikmet Hacıyev’den geldi. Hacıyev, “Ateşkes, Ermeni güçlerinin Azerbaycan’daki yasadışı varlığı nedeniyle bozulmuştur. Ermenistan ele geçirdiği topraklardan çekilmek zorunda. Sayede bölgede sürdürülebilir bir barıştan ancak o zaman söz edilebilir” diyerek karşılık verdi.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, bu ay başında yaptığı bir açıklamada, “Ermenistan ordusu son zamanlarda Dağlık Karabağ’da ve sınır hattında provokasyon girişimlerinde bulundu, Azerbaycan ordusu da bu saldırıları başarılı bir şekilde önlendi” ifadelerine yer vermişti. Açıklamada, “Ermenistan’ın gerginliği tırmandırmayı amaçlayan adımları, Azerbaycan tarafını misilleme tedbirlere zorluyor” ifadeleri de yer almıştı. Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun cephe hattında teçhizat yığınağı yaptığı yerlerin havan toplarıyla imha edildiği duyurdu. Azerbaycan ordusu da havan topuyla vurulan hedeflerin görüntüleri yayınladı.

AZERBAYCAN, ERMENİSTAN’I SORUMLU TUTUYOR

Dağlık Karabağ’daki cephe hattında ateşkes ihlalleri sürüyor. Azerbaycan’daki askeri kaynaklar son bir haftada Ermeni güçlerinin 100’ün üzerinde taciz ateşinde bulunduğu açıkladı. Sınırdaki gerilim ve Erivan’dan gelen “ateşkes bitti” açıklamasıyla ilgili konuşan Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Vagif Dergahlı, Ermenistan’ın ateşkesi ihlal ederek, yaşam alanlarına ve sivillere ateş etmeyi sürdürmesi durumunda, daha ağır silahlarla karşılık verileceğini duyurdu.

Bu konuda bir çok kez uyarıda bulunduklarını hatırlatan Albay Dergahlı, Azerbaycan ordusunun şu ana kadar sahip olduğu silahların sadece küçük bir kısmını kullandığını açıkladı. Albay Dergahlı, “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin elindeki silahların etkisi ve menzili bundan kat kat yüksek. Ermeni tarafı bunu iyi biliyor. İhtiyaç olursa diğer silahlarımızı da kullanacağız” dedi.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, 14 Aralık’ta çıkan çatışmada Nihat Rehimli isimli bir askerin öldüğünü duyurmuştu. Açıklamada, temas hattında durumun gerginleşmesinden Ermenistan yönetiminin sorumlu olduğu da belirtildi. 7 Aralık’ta da Ermenistan askerlerinin açtığı ateş sonucu Abdullah Mollayev adlı bir üsteğmenin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, son bir haftada çıkan çatışmalarda Ermenistan ordusundan 18 askerin öldürüldüğünü, cephe hattındaki durumun Azerbaycan ordusunun kontrolünde olduğunu ve Ermeni ordusunun eylemlerine karşılık verilmesi için önleyici tedbirlerin hayata geçirildiğini de duyurdu. Azerbaycan ordusu, geçtiğimiz yılın Kasım ayında, ateşkes ihlallerinin yaşandığı cephe hattında saldırı hazırlığında olduğu gerekçesiyle Ermenistan’a ait Rus yapımı bir helikopteri düşürmüştü.

21 YILDA 600 AZERİ ÖLDÜ

Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve çevresindeki yedi vilayeti işgal etmesinin ardından taraflar arasında 1994 yılında sağlanan ateşkes, bugüne dek pek çok ihlalle gündeme geldi. Ateşkesten sonra fiili olarak karşılıklı saldırılar yaşanmasa da; küçük çaplı silahlarla gerçekleşen ateşkes ihlalleri nedeni ile her iki taraftan çok sayıda asker hayatını kaybetti. Uluslararası toplumun taraflara yaptığı itidal çağrıları da sıklıkla sonuçsuz kaldı. Söz konusu ateşkes kararı 1994 yılında imzalanan bişkek protokolü ile alınmıştı.

Parlamento temsilcileri düzeyinde imzalanan protokol; tarafların ateşkes ilan etmesi ve karşılıklı saldırı düzenlememesi, silahlı kuvvetlerin işgal edilen bölgelerden çekilmesi ve nihai bir anlaşma için görüşmelere başlanmasını öngörüyordu. Bişkek protokolünün geçerliliği ve hukuki statüsü her iki ülke parlamentosu tarafından da onaylanmadığı için hala tartışmalı konular arasında.

Protokolde bahsi geçen barış anlaşması ise aradan yıllar geçmesine rağmen imzalanamadı. Resmi verilere göre 1994 yılından bugüne dek meydana gelen ateşkes ihlallerinde 600’den fazla Azerbaycan askeri hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden askerlerden 120’si ise mayın patlaması sonucu can verdi. 1995-2010 yılları arasında mayın ve patlayıcı kalıntıları sonucunda meydana gelen 330 olay kaydedildi. Ateşkesin sağlanmasından bugüne kadar geçen 21 yıl içerisinde sivillerin de aralarında olduğu 750’den fazla kişi de yaralandı. Dağlık Karabağ’da ateşkesi sağlayan Bişkek protokolünün yenilenmesi ve soruna kalıcı bir çözüm bulunması için yürütülen diplomatik çabalarda halen bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

ERMENİSTAN KARABAĞ’I İŞGAL ETTİ

Günümüzde Ermeni işgali altında olan Dağlık Karabağ, Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan’a bağlı özerk bir vilayetti. Sovyetler Birliği tarafından 1923 yılında alınan kararla sağlanan özerklik, dönemin Azerbaycan Komünist Partisi tarafından hazırlanan raporun ardından oluşturuldu. Raporda karabağ’daki ermeni nüfusa dikkat çekilmiş ve bölgeye idari açıdan özerklik verilmesi tavsiye edilmişti.

Uzun yıllar özerkliğini koruyan bölgenin statüsü, Sovyetler Birliği’nin son döneminde tartışmaya açıldı. Sovyetler Birliği Yüksek Meclisi, 1989 yılının Kasım ayında bölgenin özerkliğine son vererek, Dağlık Karabağ’ın doğrudan Bakü’ye bağlanmasına karar verdi. Ancak Ermenistan, Moskova’nın aldığı bu kararı tanımayınca bölgede çatışmalar yaşanmaya başlandı. Bu çatışmalar yaklaşan savaşın da habercisiydi. Nitekim Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Karabağ Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşa sahne oldu.

Savaş yıllarında Azerbaycan, bölgenin özerk statüsünü iptal etti. Buna karşılık Ermeni tarafı, Dağlık Darabağ Cumhuriyeti’ni ilan etti. Birleşmiş Milletler ise bu bağımsızlık kararını tanımadı ve bölgenin Azerbaycan’ın bir parçası olduğuna hükmetti. Azerbaycan’ı hazırlıksız yakalayan Ermenistan, savaş sırasında hem Dağlık Karabağ’ı, hem de Karabağ’ı çevreleyen diğer Türk şehirlerini işgal etti.

Bugün azerbaycan torpaklarının yüzde 20’si halen işgal altında. Soruna çözüm bulmak için yürütülen diplomatik çabalarsa sounuç vermekten uzak. Bakü yönetimi, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde diplomatik bir çözümden yana olduğunu açıkça ilan ediyor. Ancak Ermenistan tarafı müzakerelerin ilerlemesi için henüz somut bir adım atmadı.

Yaklaşık 20 yıl önce sağlanan ateşkese rağmen kalıcı bir barış yok. Sınır hattında zaman zaman yaşanan çatışmalar da tansiyonu yükseltiyor. Sınır ihlalleri karşısında Azerbaycan yönetimi, askeri çözüm seçeneğinin masada olduğunu da hatırlatıyor. Karabağ ve çevresindeki işgalin ardından bir buçuk milyon Azeri evlerini terk etmek zorunda kaldı ve kendi vatanlarında mülteci konumuna düştü. Uzun yıllar Sovyet döneminden kalma eski fabrika ve vagonlarda yaşamak zorunda kalan Karabağ göçmenleri, son yıllarda ülkenin farklı bölgelerinde kendileri için yaptırılan konutlara taşındı.

Karabağ göçmenleri arasında yoksulluk sınırı altında yaşayanların oranı da devlet desteğiyle yüzde 75’lerden yüzde 7’lere geriledi. Ancak ekonomik durumlarının düzelmiş olması Karabağlılar’ın kendi topraklarına olan hasretini dindirebilmiş değil.

BÖLGE KÜRESEL GÜÇLERİN REKABET ALANI

Jeopolotik açıdan tarih boyunca Doğu ile Batı arasında önemli bir geçiş koridoru olan Kafkasya, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından yeniden küresel güçlerin rekabet alanına dönüştü. Özellikle Hazar Havzası’ndaki enerji kaynaklarının hangi hatlar üzerinde dünya pazarlarına açılacağına dair anlaşmazlıklar Rusya, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük güçleri karşı karşıya getirdi.

Bugün Hazar petrolleri Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı üzerinden büyük oranda batı pazarlarına akıyor. Benzer bir durum yakın gelecekte Azerbaycan’daki doğalgaz hatları için de geçerli olacak. 2018’de tamamlanması planlanan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı ile Azerbaycan doğalgazı Avrupa’ya taşınacak. Bu, Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını önemli ölçüde karşılayan Rusya için de yeni bir rakibin pazara girmesi anlamına geliyor.

Ukrayna krizinin ardından Batı ile Rusya arasında yaşanan gerilim, Hazar’daki enerji kaynaklarını Avrupa birliği için daha önemli hale getiriyor. Ancak söz konusu hatların güvenliği konusunda soru işaretleri mevcut. Gürcistan’daki ayrılıkçı bölgeler Abhazya ve Güney Osetya ile Tiflis yönetimi arasındaki anlaşmazlıklar ve Dağlık Karabağ’daki kırılgan ateşkes olası çatışma alanları olarak görülüyor.

Söz konusu bölgeler gerek Bakü-Tiflis-Ceyhan gerekse Trans Anadolu boru hatlarının geçtiği toprakların hemen yanıbaşında. Dolayısıyla, gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşmesi durumunda petrol ve doğalgaz sevkiyatı sekteye uğrayabilir. Bu koşullar dikkate alındığında, Dağlık Karabağ’daki ateşkes hattında artan ihlaller, Batı’yı tedirgin ediyor. Zira Avrupa Birliği, Rusya’nın Avrupa’daki doğalgaz tekelini kırmak için hazırladığı yeni enerji eylem planında ilk alternatifi hazar havzası olarak belirlemişti.

Azerbaycan’daki ve Batı’daki siyaset bilimciler açısında son gerilimi Rusya’nın tetiklediğini düşünenler bile var. Buna göre Moskova yönetimi, Kafkaslar’da meydana gelecek bir istikrarsızlıkla Batı’nın enerji güvenliği planına önemli bir darbe vurabilir. Pek çok uzman, Karabağ’daki son ateşkes ihlallerinin, Avrupa Birliği’nin Ukrayna krizi yüzünden Rusya’ya yönelik yaptırımlarını açıklamasından hemen sonra gelmesine dikkat çekiyor.

RUSYA’NIN KRİZ KARŞISINDAKİ POZİSYONU

Azerbaycan’ın toprak kaybına yol açan Karabağ Savaşı bölgedeki dengeler açısından da önemli sonuçlara yol açtı. Sovyetler Birliği sonrasında karışan bölge dengeleri içinde uluslararası kamuoyunu da yanına alarak Karabağ’ı işgal eden Ermeniler Rusya’nın desteğiyle Birlemiş Milletler kararlarını hiçe sayarak işgal konumunu sürdürdü.

Bu uyuşmazlığın odak noktalarından birinde duran Rusya, geçen süre içinde zaman zaman günah çıkardı. Farklı dönemlerde anılarını yazan veya basına açıklamalarda bulunan Kızıl Ordu mensupları, Karabağ savaşındaki sorumluluklarını teyid ederken; Rus medyası da nadiren özeleştiri mekanizmasını çalıştırdı.

Bölgede katliamlar yaşanırken sessiz kalındığı iddialarına hak verildi. Geride kalan yirmi yıl süresince adeta bir propaganda savaşı yaşanırken Rus uzmanlardan da meseleyle ilgili farklı tavır belirleyen isimler kamuoyunun karşısına çıkmaya başladı. Bu gelişmelere rağmen Rusya’da kamuoyunun önemli bir bölümü Azeri-Ermeni çatışmasında Moskova yönetiminin taşıdığı sorumluluk payını tartışmaktan uzak.

Rus lider Putin’in çözümsüzlük sürecinde düzenlediği Ermenistan ziyaretlerinde Karabağ sorunu karşısına çıkarıldı. Karabağ nedeniyle Kafkaslar’da kan dökülmeyeceğine inanan Putin, sık sık söz konusu sorunla ilgili çatışmacı üsluptan kaçınılması gereğinin altını çizdi.

Rus lider, yaptığı açıklamalarda sorunu çözme yolunda iki tarafın da istekli ve aklıselim bir yaklaşım göstereceğine inandığını, savaşın başlaması halinde teorik olarak nasıl bir tepki gösterecekleri hakkındaki tartışmaları anlamsız bulduğunu ifade etti.

Medvedev’in devlet başkanlığı döneminde Sarkisyan ile Aliyev arasındaki ikili görüşmeleri hızlandıran Kremlin, politik çözüm doğrultusundaki inisiyatifi batılı devletlerin elinden almaya çalışmıştı. Son yıllarda Bakü ile Moskova hattında gelişen ilişkilere rağmen, Ermenistan’daki Rus askeri varlığı tarafların birbirine karşılıklı güven duymasında büyük engel.

RUSYA’DAN ERMENİSTAN’A HELİKOPTER SEVKİYATI

Rusya, önceki gün Ermenistan’daki askeri üssüne helikopter sevkiyatı yaptığını duyurdu. Ermenistan’ın başkenti Erivan yakınlarındaki Erebuni adlı askeri üsse 6 adet Mİ-24 ve Mİ-8 helikopterin gönderildiği belirtildi. Rus ordusu bu ay başında Erivan’daki askeri üsse 7 helikopter daha konuşlandırmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, sevkiyatın tamamlanmasının ardından bölgedeki hava grubunun planlanmış uçuşlarına başlayacağı ifade edildi. Rusya’nın bu hamlesi hem Karabağ’da ateşkes ihlallerinin arttığı, hem de Türk hava sahasını ihlal eden bir Rus jetinin düşürülmesiyle Ankara ile Moskova arasındaki ilişkilerin gerildiği bir döneme denk geldi.

Rusya’nın Ermenistan’ın ikinci büyük kenti Gümrü’de de bir askeri üssü bulunuyor. Türkiye sınırına yakın bir noktada bulunan üste, 1998 yılından itibaren Rus hava kuvvetlerine ait MİG-29 savaş uçakları konuşlandırılmış durumda. Erivan ile Moskova arasında Gümrü Üssü’nün kullanımına dair anlaşmanın süresi 2017 yılında dolacaktı.

Ancak dönemin Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in 2010 yılında düzenlediği Erivan ziyareti sırasında bu süre 2044 yılına kadar uzatıldı. Ermenistan’daki üsler, Rusya’nın Kafkasya politikasında önemli bir yere sahip. Rusya’nın Gürcistan’da bulunan dört askeri üssü, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde alınan karar doğrultusunda kapatılmıştı.

Ermenistan sınırına yakın noktalarda bulunan Batum ve Ahalkelek’teki Rus üslerinde bulunan silahların Gümrü’deki askeri üsse kaydırıldığı belirtiliyor. Batı basınında, Gümrü’ye yapılan silah sevkiyatı ile Rusya’nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması’nı ihlal ettiği yönünde iddialar yer almıştı. Rusya’nın Azerbaycan’da bulunan radar istasyonu ise 2013 yılında kapatıldı.

2002 yılında Rusya ve Azerbaycan, Gebele Radar istasyonunun 10 yıl süreyle Rusya tarafından kiralanması konusunda anlaşmaya varmıştı. Kira bedeli 7 milyon dolardı. Kira anlaşmasının uzatılması konusunda müzakereler, 2011 yılında başladı. Ancak taraflar, kira bedeli üzerinde fikir birliğine varamadı. Uzmanlar, anlaşmazlığın ekonomik nedenlere değil siyasi gerekçelere dayandığını ifade ediyor.

Bakü yönetiminin aldığı kararın, Gümrü askeri üssü konusunda Ermenistan ile Rusya arasında varılan anlaşmaya yönelik bir tepki olduğu kanaati hakim. Zira Ermenistan, Gümrü’deki Rus askeri varlığına, Dağlık Karabağ’daki işgalin sürmesi açısından stratejik bir önem veriyor. Gümrü’deki Rus üssünde; S-300 savunma füze sistemleri, MİG-29 savaş uçakları ve yaklaşık 4 bin 500 Rus askeri bulunuyor.

RUSLAR VE ERMENİLER ANLAŞTI

Dağlık Karabağ’daki cephe hattında yükselen tansiyon ve Rusya ile Türkiye arasında artan gerilimin ardından Moskova ile Erivan yönetimi arasındaki işbirliği derinleşiyor. Son olarak, Rusya Federasyonu ve Ermenistan arasında ortak hava savunma sistemi kurulması yönünde anlaşma imzalandı. Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Bağımsız Devletler Topluluğu Savunma Bakanları Toplantısı’na katılmak için Moskova’da bulunan Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan ile görüştü.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre görüşmede 2016 yılında yapılması planlanan ortak askeri faaliyetler müzakere edildi. Rus Bakan Şoygu, 2015 yılı için düşünülen ortak eylem planının tam olarak uygulandığını, ortak tatbikatların gerçekleştirildiğini, Ermeni askeri uzmanların eğitildiğini, Rus harp okullarına daha fazla Ermeni subayın gönderildiğini söyledi.

Ohanyan ise Ermenistan’a askeri alanda gösterilen destek için Rusya’ya teşekkürlerini ileterek, “Gönderdiğiniz bir takım askeri ürünler için teşekkür ederim. Bu ürünler bizim için büyük önem taşıyor” dedi.

Rusya ile Ermenistan arasındaki 2015 yılı ortak askeri eylem planını hatırlatan Ohanyan, iki ülke arasında bugüne kadar böylesine yoğun bir eylem planı olmadığını kaydetti. Görüşme sonrasında Şoygu ve Ohanyan, Rusya ve Ermenistan arasında Kafkasya bölgesinin kolektif güvenliğinin sağlanması adına ortak hava savunma sistemi kurulmasına yönelik anlaşmaya imza attı. Geçtiğimiz günlerde de Gürcistan savunma bakanlığı yetkilileri, Rusya’nın Gürcistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya’ya “İskender” füze sistemleri gönderdiğini öne sürmüştü.

AZERBAYCAN KRİZLE KARŞI KARŞIYA

Uluslararası alanda petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, Orta Asya’da özellikle Azerbaycan’ı vuruyor. Bölgenin, ekonomisi büyük oranda petrol gelirlerine bağlı ülkesi zor bir dönemden geçiyor. Son olarak Azerbaycan da devlet gelirlerinin yüzde 75’ini sağladığı petrol ve gaz fiyatlarındaki düşüş karşısında devalüasyona giden eski Sovyet ülkeleri arasına katıldı.

10 ayda iki kez parasını devalüe eden ülke, dalgalı kur rejimine geçerken, Azerbaycan manatı, euro karşısında yüzde 47,88, dolar karşısında ise yüzde 47,63 değer kaybetti. Azerbaycan Merkez Bankası, devalüasyon gerekçesini, “21 Aralık itibariyle dalgalı manat kur rejimine geçmeye karar vermiştir. Buna göre manat kuru döviz piyasasındaki arz ve talep tarafından belirlenecektir” diye açıkladı.

Azerbaycan ekonomisinin can damarını enerji gelirleri oluşturuyor. Azerbaycan ihracatın yüzde 95’ini, devlet gelirlerinin ise yüzde 75’ini oluşturan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki değişime karşı özellikle kırılgan bir konumda. Yani yeraltı kaynakları açısından çok zengin olan ülke için petrolün taşıdığı anlam büyük. Topraklarından ve Hazar Denizi’nden çıkartılan petrol sayesinde uluslararası sisteme entegre olan Azerbaycan hayata geçirilen yeni projelerle güçlenmeyi hedefliyor.

Bu sürecin başlangıcı 1994 yılında imzalanan yüzyılın petrol anlaşması ve ardından inşa edilen Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı. Petrol boru hattının yıllık kapasitesi 50 milyon tona ulaşmış durumda. Resmi verilere göre ülkedeki petrol rezervi hali hazırda 1 milyar 5 yüz milyon ton düzeyinde. Bu da, yeni kaynak bulunmasa daha üretimin 20 yıl boyunca süreceğini gösteriyor. Ancak petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi halinde her ne kadar rezervi zengin olsa da petrol satışının ekonomiyi ne kadar ayakta tutabileceği tartışmaya neden oluyor.

ERMENİSTAN BAŞKANLIK SİSTEMİNE VEDA EDİYOR

Ermenistan’da, anayasa değişikliği için referandum düzenlendi. Referanduma katılanların yüzde 63’ü başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçişi öngören anayasal düzenlemeye ‘evet’ dedi. ‘Hayır’ diyenlerin oy oranı ise yüzde 32,5’de kaldı. Yeni anayasa paketi, yönetim biçimini, parlamento ve başbakanın yetkilerini artıracak şekilde değiştirmeyi amaçlıyordu.

Ancak muhalefet, siyasal sistemdeki değişikliğin sebebini, 2018’de görev süresi dolacak Sarkisyan’ın yeniden kendi iktidarının önünü açma çabası olarak yorumluyor. Yeni anayasaya göre cumhurbaşkanını bundan böyle, milletvekilleri ve yerel yönetim birimlerinin temsilcileri tarafından oluşturulacak bir kurul seçecek. Cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıldan 7 yıla çıkarılmasını öngören paket, ikinci kez seçilme hakkını ise ortadan kaldırıyor.

Ermenistan’da iki dönemdir görev yapan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, aynı zamanda iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’nin başkanlığını yürütüyor. Yeni anayasayla birlikte Sarkisyan’ın, görev süresinin dolmasının ardından iktidar partisi tarafından başbakanlık görevine getirileceği düşünülüyor. Katılımın düşük olduğu referandumun ardından ülkedeki muhalifler sokağa döküldü. Başkent Erivan’daki Özgürlük Meydanı’nda toplanan kalabalık, Cumhurbaşkanı Sarkisyan aleyhine sloganlar attı.

Gösteride bir konuşma yapan “Tüm Ermeniler’in Milliyetçi Hareketi” milletvekili Aram Manukyan, “Sarkisyan’ın halktan çaldığı makamı yeniden gasp etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Referandum sonuçlarına itiraz eden muhalif gruplar, Erivan’da gerçekleştirdikleri gösterilerde oylama esnasında yaşanan usulsüzlüklere ve şiddet olaylarına da dikkat çekti. Yurtdışında ikamet edenlerin seçmen listelerine dahil edilmesi ve başkaları adına defalarca oy kullananların tespit edilmesi muhaliflerin tepkisini daha da artırdı. Avrupa konseyi gözlemcileri referandum sırasında usulsüzlükler yaşandığını duyurmuştu.

Serj Sarkisyan ise yaptığı açıklamada, referandum sonuçlarının ülke demokrasisi için büyük önem taşıdığını ve hayır oyu verenlerin kendilerini ayrı bir cephe olarak nitelendirmemesi gerektiğini söyledi. Sarkisyan yeni seçim sisteminin bir yıl içerisinde düzenlenmesi ve 2017’deki parlamento seçimleri için güven ortamı sağlanması gerektiğinin de altını çizdi.

Kaynak: Dünyabülteni